Standartlara Uygun Asansör Kurulumu Güvenliği Garanti Eder mi?

Yayın TarihiMayıs-Haziran, 2019 Erol Akçay-Liftinstituut Solutions B.V-Teknik Müdür Yazdır

Asansörlerin üretim ve kurulumları, dünya çapında çoğunluğu Avrupa ve kuzey Amerika tabanlı standartlara dayandırılarak gerçekleştirilmektedir. Bu standartlara uyum çoğu zaman yerel kanunlarla zorunlu kılınmış, asansörlerin işletmeye açılabilmesi çeşitli lisans ve izinlere tabi tutulmuştur. Buna rağmen bazen medyayada haber olabilecek kazalar veya insanları paniğe sevk edebilecek olaylarla karşılaşılmaktadır. Peki fiyatları adet başına 10 bin Dolardan 1,5 milyon Dolara kadar değişebilen bu pahalı makineler bir çok kurala tabi olmalarına rağmen nasıl oluyor da hala insanlara tehlike yaratabilecek durumlar ortaya çıkarabiliyor?

Asansörlerde dahil tüm kaldırma ekipmanlarının üretim ve kurulumunu belirleyen standartlar insan güvenliği gözetilerek oluşturulmuş kılavuzlardır. Bununla birlikte güvenlik için gerekli şartlar minimum gereksinimlerdir. Bu gereksinimlerin tamamı belli risk analizlerinin sonucu olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla ön görülmeyen riskler için herhangi bir koruma mevcut değildir. Örneğin; asansörlerde halatların kopup kabinin serbest düşüşe geçmesine, kaldırma ekipmanlarında ise askı unsurlarının devre dışı kalmasına karşı kabini düşmekten koruyacak, aşırı hız tespit ve fren cihazlarından oluşan sistemler kullanılır. Bu cihazlar tasarlanırken serbest düşüşe geçme riski göz önünde bulundurulur ve hızlanma için sınırlar belirlenir. Frenler devreye girdiğinde ani duruşun da insanlara zarar verme riski olduğundan, frenleme ivmesinin de belli bir sınırı aşması engellenir ( EN 81-1, max. 1g). Frenler bu kural dahilindeki hesaplara göre üretilir. Fakat aşırı hız tespit sistemindeki bir arızaya karşı ikinci bir koruma bulunmamaktadır. Yani serbest düşüş durumu oluştuğunda örneğin aşırı hız regülatörlerinde merkez kaç kuvvetinin artışına bağlı çalışan tetikleme mekanizmasında meydana gelebilecek bir arızayı tespit eden bir koruma veya hidrolik kaldırma ekipmanlarında sıkça kullanılan patlak boru valfinin fonksiyonel olmadığını veya yeterince hızlı devreye girmediğini tespit edecek bir koruma bulunmamaktadır. Bu korumaların olmamasının sebebi risklerin dikkate alınmaması veya riskin düşük dereceli olarak görülmesidir. Dolayısıyla kaldırma ekipmanlarının tamamında risk olarak görülmeyen durumlar için koruma bulunmaz. Standartların güncellenmelerinin ana sebeplerinden birisi de yeni ortaya çıkan risklerin bertaraf edilme zorunluluğudur. Örneğin, geçmişte geri seviyelemeyi kapılar açıkken yapan asansörlerde asansör hareketinin kat seviyesinde durmayıp devam etmesi yeni bir risk olarak değerlendirilmiş ve EN 81-1 güncellenerek istem dışı kabin hareketine karşı koruma zorunluluğu getirilmiştir. Yine geçmişte, kat kapılarına çarparak kapı ile birlikte asansör kuyusuna düşen insanlar olmuş, bu riski ortadan kaldırmak için EN 81-20’de kat kapılarının çarpma anında yerinden çıkmasını engelleyen mekanizmalar oluşturma zorunluluğu getirilmiştir. Bununla birlikte çarpma kuvveti 1.000 N olarak belirlenmiştir. Belki de gelecekte daha kuvvetli çarpmalara da dayanabilme zorunluluğu getirilecektir.

Asansörlerin de standartlara uygun kurulumu yapılmış olması %100 güvenli olduğu anlamına maalesef gelmemektedir. Her zaman yeni risklerin ortaya çıkması muhtemeldir.

Peki risklerin oluşması engellenemez mi?

Tüm risklerin oluşumunun engellenmesi mümkün değildir fakat risk faktörünün indirgenmesi gayet mümkündür. Standartlar risk oluşmasını engellemezler fakat oluşabilecek risklerin insanlar için tehlikeli olmasını önlemek için kullanılırlar. Çünkü risk analizleri, maliyetler ve teknolojik gelişim arasında da bir denge gözetilmesi gereklidir. Örneğin asansörün güvenli olması için elektronik düzeneklerden kaçınılması, PESSRAL gibi mekanik güvenlik komponetlerin görevlerinin yazılım ve elektronik aksam ile yerine getirilmesi ile sonucunda daha ucuz, hafif belki daha da güvenli sistemler geliştirilmesinin önünü tıkayacaktır. Bu yüzden tüm sorumluluğu standartlara yüklemek bir çözüm oluşturmayacaktır.

Risklerin indirgenmesinde etkin yöntemlerden biri doğru ürün seçimidir. Asansörlerin kurulacağı ortamın özellikleri asansörün yaşam döngüsü boyunca yaratacağı riskleri de etkilemektedir. Örneğin yüksek insan yoğunluğu olan bir hastane ortamında düşük yoğunluğa göre tasarlanmış, bir asansör sisteminin monte edilmesinin yaratacağı riskleri düşünelim; Düşük döngü kullanımlı kapılar vaktinden erken yıpranacak ve açılış kapanışlarda takılmaya başlayacaklardır. Hastane ortamlarında sıklıkla acele hareket eden insanlar kapılara çarpacaklar ve asansör hareketleri yavaşlayacak, arızalar yaşanmaya başlanacaktır.

Genel olarak arızaların yaşanması doğrudan güvenlikle ilgili olmadığı için standartlara aykırı bir durum değildir fakat hastane gibi yoğun bir ortamda asansörlerin sık arıza yapması sonucu mahsur kalmaların yaşanması, içerideki yolcular kurtarılsa bile zaten hasta olan insanların panik yaşamasına, ekstrem durumlarda kurtulma içgüdüsüyle yapılan aşırı hareketler sonucu insanların kendilerine zarar vermelerine bile sebep olabilir.

Veya kat okuyucuların basit mıknatıs düzeneğiyle kurulduğu bir sistemde asansörün sürekli olarak kapasite sınırlarında kullanılması, asansörün zaman zaman kat hizasında duramamasına ve insanların (Katta durma seviyesi 2 cm’yi geçtiğinde kumandanın motoru tekrar çalıştırarak kabini kat hizasına getirmesi gerekir fakat kat kapıları hala açıktır ve bu işlem birkaç saniye alır) giriş çıkışlar sırasında eşiklere takılıp düşmesine sebep verebilir.

Veya açma kapama sayıları düşük döngülü elektronik güç elemanları kullanılmış bir kumanda aşırı dur kalk yaşanan yoğun bir ortamda bileşenlerinin fonksiyonelliğini yitirmesinden dolayı arızaya geçerek yolcuların ani duruşlar yaşamasına ekstrem durumlarda yaralanmasına bile sebep olabilir.

Bunun gibi pek çok olası senaryo standartlara uygun olarak monte edilen bir asansörün hala riskler içerebileceğine örnek gösterilebilir. Bu yüzden ortam şartları dikkate alınarak tasarım yapılmış ve kurulmuş ürünlerin kullanılması gereklidir.

Riski indirgemenin diğer bir yolu da önleyici bakım kavramıdır. Asansör firmaları pek çok kurulumda standart bakım hizmeti sağlamaktadır. Fakat, komponentlerin yıpranma ve sonucunda fonksiyonelliğini yitirme zamanı değişkenlik gösterir. Örneğin, ortam şartları gözetilmeden tasarımı yapılmış ve bir çok komponenti yetersiz olan bir asansörün kullanımı sırasında oluşan yıpranmalar ile herhangi bir otoparkın uzak bir köşesinde iç ortamda hizmet veren düşük yoğunlukla çalıştırılmış bir asansörün kullanımı sırasında oluşan yıpranmalar arasında büyük farklar mevcuttur. Fakat standart yapılan bakım ziyaretleri her iki kuruluma da standart kontrol listeleri üzerinden bakım yapılmasını öngörmektedir. Bu durumda yoğun kullanımlı yetersiz asansörümüzün insanlar için risk üretme sıklığı çok daha fazla olacaktır.

Önleyici bakım riskler oluşmadan müdahaleyi gerektirir. Örneğin kapıların yoğun kullanıldığı bir ortamda kilit tertibatlarının 6 ayda bir değil de 1 ayda bir ayarlanmasını gerektirir. Veya aşırı yük cihazlarının 1 yılda bir değil de 3 ayda bir kalibre edilmesini öngörür ki, vibrasyondan etkilenen cihazlar fonksiyonel kalsın. Aşırı yük cihazı çalışmadığında asansörü durduran bir koruma sistemi standartlara uygun bir asansörde mevcut değildir. Cihazın çalışır durumda olduğunun düzenli aralıklarla denetlenmesi gerekir ki, bir kaza riski oluşmadan engellenebilsin.

Tüm bunların yanında Kuzey Amerika standartları ile Avrupa standartları arasında farklar bulunmaktadır. Bir tarafın risk olarak gördüğü bir durum – örneğin karşı ağırlık zincirinin bağlantı noktasından kopması, diğer taraf için risk olarak işlenmemiş dolayısıyla bir önlem zorunluluğu getirilmemiştir. Tasarım esnasında, kurulum esnasında ve dahi bakım esnasında minimum ile yetinmek maalesef kaza riskinin bertaraf etmek için yetersiz bir yöntemdir. Doğru tasarım, kaliteli kurulum ve yeterli denetim bir asansörün kullanıcılara zarar vermesini önlemek için hala gerekli ve önemlidir.