Geleceğin Şehirlerini Neler Şekillendiriyor?

Yayın TarihiOcak-Şubat, 2021 by Fulya Ayyıldız Yazdır

CTBUH Türkiye (Council on Tall Buildings and Urban Habitat-Yüksek Binalar ve Kentsel Yaşam Alanı Konseyi) tarafından düzenlenen ‘Geleceğin Şehirlerini Neler Şekillendiriyor?’ başlıklı webinar, 5 Kasım 2020 tarihinde kapsamlı bir içerikle izleyicileriyle buluştu.

Webinar, ‘Geleceğin Şehirlerini Neler Şekillendiriyor?’ sorusuna, konunun farklı katmanlarında uzmanlaşmış yetkin bir kadroyla, global ölçekte güncel çalışma verilerine dayalı yanıtlar sundu ve katılımcılarına konu hakkında yeni perspektifler kazandırdı.

Programın açılış konuşması CTBUH Türkiye Temsilcisi ve Turner Ülke Müdürü Mehmet Sami Kılıç tarafından yapıldı. Kılıç, konseyin kuruluş amacı ve görevlerini şöyle özetledi:

“CTBUH, yüksek binaların, yapı yüksekliklerini ölçmek için uluslararası kabul görmüş standartları geliştirerek kriterler sunan, ödül programları aracılığıyla dünya çapında yüksek bina projelerinde üstün başarıyı takdir eden ve kâr amacı gütmeyen bir kuruluştur. “Dünyanın En Yüksek Binası” unvanının tayininde hakem olarak kabul edilmektedir, ancak CTBUH yüksek yapı projelerini teşvik etmez; bu yapıların sürdürülebilirliği ve yaşanabilirliği konusunda aydınlatıcı bir rol oynar.”

Program moderatörü, Siyasal İletişim ve Paydaş Katılım Uzmanı Şeyda Taluk, 30 Ekim’de meydana gelen İzmir Depreminin ardından kentin mimari yapısı konuşulurken eş zamanlı olarak toplumsal yapının da irdelendiğine dikkat çekerek, depremin daha çok dar gelirli grupları etkilediğini vurguladı. Kenti ele alırken önce sosyal katmanların düşünülmesi gerektiğinin, tasarım ve mühendislik hizmetlerine geçişin bu sorgulamaların ardından gelmesinin öneminin altını çizdi.

Geleceğin Şehirlerinde GESI ve Katılımcılık

Programın ilk ana başlığı ‘Geleceğin Şehirlerinde GESI ve Katılımcılık’ (GESI: Gender Equality and Social Inclusion-Cinsiyet Eşitliği ve Sosyal Katılım) oldu. Arup Uluslararası Gelişim Ortaklık ve Katılım Lideri Phil Dowrick “Kentin ortasından geçen yeni bir köprünün tasarım süreci üzerinden sosyal kapsayıcılık kavramını irdeledi. Kente eklemlenecek tasarımlarda özellikle yeterince temsil edilmeyen gruplar (azınlıklar, yaşlılar, kadınlar, çocuklar, gençler, turistler, düşük gelirli birey ve aileler vb.) ile kentin tüm paydaşlarının ihtiyaçlarını bir arada değerlendirmenin gerekliliğine ve 2015-2030 yılları arasında geçerli olmak üzere BM tarafından oluşturulmuş 17 hedefe ve 169 spesifik amaca sahip küresel ‘Sürdürülebilir Gelişme Hedefleri’ne değindi. Mimarlar olarak tasarımda master plan aşamasından başlayarak “Sadece tanıdığımız kişi profillerini değil hiç tanımadığımız kişileri düşünmeliyiz” diyen Dowrick, tasarımda nasıl fark yaratılabileceğini ise ana maddeleriyle şöyle açıkladı:

1. Doğru terimleri kullanın. Dil dönüştürücü bir güçtür. “Engelli Girişi” yerine “Erişilebilir Giriş” söylemini tercih etmeniz fark yaratacaktır.

2. Cinsiyetçi kavramları kullanmayın. İnsana odaklanın. Örneğin “İş adamı” yerine “İş İnsanı” diyerek dili nötr bir hale getirin.

3. Günümüzde herkes okumaya, yazmaya, telefon etmeye erişebilirken kent ölçeğinde neden mekanlara ulaşamasın? Herkesin erişebileceği alanlar yaratın.

4. Toplumdaki kitlelerin farklılığı mitini yıkın. Size hiç benzemeyen insanlar gibi düşünün.

Geleceğin Şehirlerinde Teknolojik Trendler

Programın ikinci ana başlığı olan ‘Geleceğin Şehirlerinde Teknolojik Trendler’ bölümünün ilk konuşmacısı “Ernst & Young Türkiye Pazar ve İnovasyon Lideri” Mehmet Gülmez oldu. Gülmez ‘Neden Sürdürülebilir Kalkınma?’ sorusu ekseninde açıklamalar yaptı:

“2030’da nüfusu 1 milyondan fazla olan şehir sayısı 662, 10 milyondan fazla olan mega-kent sayısı 43 olacak ve günümüzde dünya nüfusunun %55’i şehirlerde yaşarken 2050’de bu oranın %68’e yükselmesi beklenmekte. Şehir yerleşim alanları global karbon-dioksit emisyonunun %70’ini oluşturmakta ve en büyük 100 şehrin küresel emisyon salınımlarındaki payı ise %18. Bunun yanı sıra şehirlerdeki altyapı modernizasyonu için 2035’e kadar gerekli yatırım miktarının 3.7 trilyon dolar seviyesinde olacağı öngörülüyor.

“Sayılara bakarak açıkça görebilirsiniz ki dünya, kaynaklarını bu şekilde kullanmaya devam edemez. Değişen dünyada “Geleceğin Şehirleri” içlerindeki sensörlerle genişbant, ulaşım, enerji ve çevre üzerinden verilerini toplayarak bunları anlamlandıran veri analizleri ile dijital olarak hizmet platformlarına aktaracak. Bu aktarımda dijital kimlikler, şehir kontrol merkezleri, açık veri ve coğrafi bilgi sistemleri rol oynayacak. Böylece verilerden, kent için anlamlı yeni eğitim, turizm, “yönetişim”, sanayi yapıları ile sağlık altyapısı ve halk için yeni hareketlilik sistemleri üretilecek.”

Arup Türkiye Akıllı Şehirler ve Topluluklar Lideri Ersoy Pehlivan ise Türkiye’nin de imza atmış olduğu ‘Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ kapsamında pilot bölge olarak seçilen Bursa için, üzerinde çalıştıkları ‘Bursa Akıllı Şehir Projesi’ bazında kentte dönüşüme yön veren trendlerden ve kentin stratejik planından bahsetti. Pehlivan Bursa’nın Akıllı Şehre Dönüşümü Projesi ile elde edilecek birincil faydaları şöyle açıkladı: “Bu dönüşümle herkes için güvenli, uygun fiyatlı ve sürdürülebilir ulaşım sistemleriyle hareketlilik artırılacaktır. Kapsayıcı bir büyüme için inovasyon ve bilgi transferi sağlanacaktır. Böylece kentsel kalkınma strateji ve eylemlerinin oluşturulmasında vatandaş katılımı ve paydaş katkısı çoğalacaktır.”

İkinci ana başlık kapsamında son konuşmacı Bursa Büyükşehir Belediyesi Akıllı Şehircilik ve İnovasyon Dairesi Başkanı Cüneyt Taşkesen oldu. Taşkesen, Çalışmaların Birleşik Krallık’ın ‘Geleceğin Şehirleri Programı’ için sağlamış olduğu fon üzerinden Birleşik Krallık’in Stratejik Ortağı “UN Habitat” ile yürütüldüğünü açıkladı.

Geleceğin Şehirlerinde Kentsel Hareketlilik

Programın üçüncü bölümü ‘Geleceğin Şehirlerinde Kentsel Hareketlilik’ ana başlığındaki konuşmacılar: Arup Midlands Ulaşım Planlama Lideri Johnny Ojeil ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanı Utku Cihan’dı.

Ojeil; “Sürdürülebilir Kentsel Hareketlilik Planları” (SKHP/ SUMPs) üzerinden örnek olarak İsveç’in Malmö Şehrini gösterdi. Şehirde yaşayan, çalışan veya şehri ziyarete gelen kitlelerin tamamının işe gitmek için ilk tercihlerinin yürüme, bisiklete binme ve toplu taşıma olduğunun altını çizdi. Şehirdeki erişilebilirliğin sosyal, ekonomik ve çevresel bir dönüşüm yaratarak cazip ve sürdürülebilir hale geldiğini belirtti. Malmö şehri üzerinden; bu tür iyi planlamaların şehirde yaşayan insanların yaşam kalitelerini büyük ölçüde artırdığını, trafik tıkanıklığı, hava ve gürültü kirliliği, iklim değişikliği, trafik kazaları ile sokakta düzensiz park etmenin önüne geçerek, şehrin sakinlerini sürdürülebilir ulaşım seçeneklerine yönlendirip güvenli, sağlıklı ve akıcı bir hareketlilik yarattığını, böylelikle yaşam alanlarına ve tüm kullanıcılarına olumlu geri dönüşler sağladığını vurguladı. Ojeil, Istanbul’daki projelerinde şu anda Senaryo Geliştirme aşamasında olduklarını ekledi.

Cihan ise sözlerine SKHP İstanbul’ un Türkiye’nin ilk ‘Sürdürülebilir Kentsel Hareketlilik Planı’ olduğunu ve bu çalışmanın 15 milyonun üzerindeki nüfus ile dünyanın en büyük SKHP çalışması unvanını taşıdığını belirterek başladı. Çalışmanın genel amacının ‘erişilebilir, ödenebilir, entegre ve kapsayıcı bir ulaşım sistemine sahip olmak’ olduğunu vurgulayan Cihan, bu kapsamda yaptıkları çalışmalar ile ‘En yoksul gruplar için toplu ulaşım, ulaşıma harcanan hane halkı bütçe payının azaltılması, kentsel erişilebilirliğin yükseltilmesi, dezavantajlı grupların ulaşımda eşit şartlarda yararlanması, sera gazı salınımının azaltılması, toplu ulaşımda elektrikli araçların sayısının artırılması, türler arası entegrasyonun sağlanması, ulaşım ve yolculukların emniyetinin artırılması, kaza oranlarının azaltılması, trafik hacimlerini, sıkışıklığını ve otomobil bağımlılığının azaltılması, toplu taşımaya ulaşımın teşvik edilmesi, yürüyüş ve bisiklet gibi aktif türlere geçişin teşvik edilmesi’ gibi pek çok faydalı sonuç elde etmeyi planladıklarını açıkladı.

Geleceğin Şehirlerinde Sağlıklı Sokak Yaklaşımı

Programın son ana başlığı, ‘Geleceğin Şehirlerinde Sağlıklı Sokak Yaklaşımı’ kapsamında konuşmacı, “Arup Türkiye Master Plan ve Kentsel Tasarım Lideri” Sertaç Erten yakın gelecekte iş yaşamının değişeceğini, konut, ticaret merkezleri, iş alanı kavramlarının ortadan kalkacağını ve daha yerel tasarımlar ile gelen çözümlerin olacağını vurgulayarak, ‘ginger’, bisiklet gibi araçların şehirlerin trafiğini domine edeceğini ifade etti. ‘Geleceği Görmek için Bugünün Trendlerini Anlamak” alt başlığı üzerinden Amsterdam, Viyana ve New York’un en kilit sokak ve meydanlarının kademeli olarak nasıl yayalaştırıldığını gösterdi.

Erten ardından kentlerdeki sürdürülebilirlik alt başlıklarından biri olan ‘yayalaşma’ konusuna atıfta bulunarak, Londra’daki ‘Sağlıklı Sokaklar’ projesini irdeledi. Erten’in verdiği bilgilere göre 2016 yılında Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan tarafından başlatılan proje kapsamında 2041 yılına kadar Londra içindeki tüm seyahatlerin %80’inin yürüyüş, bisiklet ve toplu taşıma ile gerçekleştirilmesi ve tüm Londra sakinlerinin günde minimum 20 dakika aktif seyahat etmesi amaçlanmakta. 50 m’de bir 20 bisikletlik park yeri elde edilmesi yine proje hedeflerinden biri. Erten ayrıca; Paris için de “15 dakikalık Kent” projesi ile kentin bölgesel odak alanları üzerinden senaryo planlaması yapılarak sürdürülebilirliğine nasıl katkı sağladığını açıkladı.

Son olarak Erten Birleşik Krallık’ın “Geleceğin Şehirleri Programı” için sağlamış olduğu fon üzerinden Arup olarak üzerinde çalıştıkları Ankara-Çankaya Sağlıklı Sokaklar projesinden örnekler verdi ve projedeki dört ana hedeflerinin, daha yeşil, dayanıklı, herkes için yaşanabilir ve canlı bir ilçe olduğunu belirtti. Projenin bu kapsamda; vadi ve dere yataklarını birbirine bağlamak, kentsel mikro iklimleri iyileştirmek, yaşayanların katılımını artırmak, mekanların ve hizmetlerin kalitesini arttırmak, yerel ekonomi ve paydaşları güçlendirmek gibi hedefleri bulunuyor.

Fulya Ayyıldız, Bilfen Fen Lisesi’ ndeki eğitiminin ardından, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Mimarlık Fakültesinden 2011 yılında, Mimarlık lisans derecesiyle mezun oldu. Mezuniyetinin ardından Adana İl Özel İdaresi’ nde mimar olarak başladığı görevinden istifa ederek, Istanbul’da tasarım ve yaratıcılık odaklı şirketlerde Proje Koordinatörlüğü ve Proje Müdürlüğü görevlerini üstlendi. Üniversite ve okul yapıları, oteller, fabrikalar, karma kullanımlı ofisler ile uluslararası piyasada iç mekan tasarımı gibi farklı ölçek ve alanlarda pek çok projede tasarımcı ve koordinatör sıfatıyla çalıştı. Türkiye Mimarlar Odası üyesidir. Şu anda Hollanda menşeili danışmanlık ve tasarım şirketi Solutions by Liftinstituut’ da Kıdemli Mimar olarak çalışmaktadır.