Birey, Toplum ve Özgürlük!

Yayın TarihiTemmuz-Ağustos, 2019 Yazdır

"Kendi özgürlüğümüzü hissettiğimiz oranda başkasının özgürlüğüne saygı duyarız; başkası bizden ne kadar çok şey beklerse, biz de başkasından o kadar çok şey bekleriz." Jean Paul Sartre

Özgür insan!

Özgürlük, insanın düşündüğünü ve dilediğini sınırsız olarak yapabilmesidir. Bu tarif, özgürlük kelimesinin en geniş anlamıdır. İnsanlar, bu anlamda özgürlüğe, hiçbir zaman sahip olamamışlardır ve olamazlar. Çünkü herkesçe bilinir ki insan, doğanın yaratığıdır. Doğanın kendisi de sınırsız özgür değildir, evrenin yasalarına bağlıdır. Bu sebeple, insan ilk önce, doğa içinde, doğanın yasalarına, şartlarına, sebeplerine, etkenlerine bağlıdır. Mesela, dünyaya gelmek veya gelmemek insanın elinde olmamıştır ve değildir. İnsan, dünyaya geldikten sonra da, daha ilk anda, doğanın ve birçok yaratıkların esiridir. Korunmaya, beslenmeye, bakılmaya, büyümeye muhtaçtır.

En iyi bireyler, kendinden çok bağlı olduğu toplumu düşünen, onun varlığının ve mutluluğunun korunmasına yaşamını veren insanlardır.

Bütün insanlar, bir toplumsal vücudun parçalarıdır ve bu sebeple birbirine bağlıdır.

Hoşgörünün arzu edildiği gibi, genelleşmesi, huy haline gelmesi fikri eğitimin yüksek olmasına bağlıdır.

Çeşitli inançta kimseler, birbirlerine kin, nefret besliyorlarsa, birbirlerini hor görüyorlarsa ve hatta birbirlerine acıyorlarsa, bu gibi kimselerde hoşgörü yoktur; bunlar bağnazdırlar. Hoşgörü o kimselerde vardır ki, vatandaşın veya herhangi bir insanın vicdani inanışlarına karşı, hiçbir kin duymaz; tam tersine saygı gösterir. Fakat gerçeği söylemek gerekirse diyebiliriz ki, özgürlüğü özgürlük için sevenler, hoşgörü kelimesinin ne demek olduğunu anlayanlar, bütün dünyada pek azdır. Her yerde genel olarak geçerli olan bağnazlıktır. Her yerde görülebilen barış görünümünün temeli, bağnazlık ve özgür fikrin, birbirine karşı kin ve nefreti üstündedir…

Uzun yüzyılların uyuşturucu yönetim ve eğitiminin, bir toplumu bir günde, bir yılda serbest bırakabileceğini düşünmek ve kabul etmek doğru değildir. Bu sebeple, insan doğasını ve gerçeği bilenler, elinden geldiği kadar, bağlı olduğu toplumu aydınlatıp doğru yolu göstererek, onlara, kurtuluş hedefine yürümekte rehberlik yapmayı en büyük insanlık görevi bilmelidirler.

Bir millet, bir memleket için kurtuluş, esenlik ve başarı istiyorsak bunu yalnız bir kişiden hiçbir zaman istememeliyiz. Umumi kurtuluşu, gene umumi gayret temin eder ve bir millet, bir toplum yalnız bir bireyin gayretiyle bir adım bile atamaz.

Mustafa Kemal ATATÜRK El Yazmalarından kısa notlar.. – 1927 - 1937

...

İzlanda maçı için gittiği Keykavik’te Milli takım oyuncuları saatlerce havalimanında tutuldular. Türkiye olaya tepki verdi, hatta iş büyüdü siyasiler çeşitli açıklamalar yaptılar “sporun ruhuna aykırı davranışlardır kabul edilemez”

Basında yorumlar vardı; 13 Ekim’in rövanşı olabilir diye.. Neydi 13 Ekim merak ettim; o gün ne olmuştu da Milli takım oyuncularımız bir misillemeyle Keykavik havalimanında tutulmuşlardı?

2020 Avrupa Futbol Şampiyonası Elemeleri H Grubu 3'üncü maçında Türkiye, Fransa'yı konuk etti. Konya Büyükşehir Stadyumu'nda oynanan karşılaşmada maç öncesi milli marşların okunduğu seremonide Konya seyircisi İstiklal Marşı'nı söyledi. Ancak Fransız Milli Marşı söylenirken, yoğun bir protesto ve ıslık sesleri statta yankılandı.

Ertesi gün basında : “Konya aynı şeyi yine yaptı: Fransa Milli Marşı ıslıklandı” şeklinde yazıyordu.

Maçı izlemek için gelen Fransa'nın İstanbul Başkonsolosu Bertrand Buchwalter, Fransız Milli Marşı'nın ıslıklanmasının kendisini üzdüğünü belirtti. "Beni tek üzen şey: Milli Marşımız yuhalanması" dedi.

Türk tarafı olaya sessiz kaldı..

Bugün, Mustafa Kemal Atatürk hayranı bir vatandaş olarak düşünüyor ve inanıyorum ki; Yukarıda Mustafa Kemal ATATÜRK’ün kaleme aldığı elyazmalarından aktardığım birey, toplum, özgürlük ve hoşgörü tanımlarını taşıyan özgür-hoşgörülü bir toplum olabilseydik; 13 Ekim 2018 akşamı Konya’da Fransa Milli Marşını saygı duyarak izler, protesto etmez, ıslıklamazdık.

Özgür hissetmek!

Özgürlüğümüzü hissedebilmemiz, çevremizdekilerin özgürlüğüyle yakından ilişkilidir. Toplum, özgür olmadığına inandırıldığı için başkalarının da özgürlüğünü kısıtlamak için elinden geleni yapıyor. Bize kasıtlı olarak dayatılmış o özgür olmadığımız düşüncesinin asılsız olduğunu ne derece fark edebilirsek domino etkisiyle birbirimizi de özgürleştirebileceğiz.

...