Binalarda Su Basmalarının Asansörlere Etkileri

Yayın TarihiEylül-Ekim, 2020 Erol Akçay-Liftinstituut Solutions LLC-Teknik Direktörü Yazdır

Asansör kuyularında su bulunması sıkça rastlanılan bir durumdur. Özellikle yer seviyesinin altından başlayan kuyu diplerine sürekli olarak su sızması görülebilmektedir. Bunun yanında doğal afetler, aşırı yağışlar ve fırtınalar gibi dış etkenler de binalara su girmesine ve kuyu diplerinde su basmalarına sebep olabilmektedir. Peki asansör ekipmanının su içinde kalmasının güvenlik ve ekipman ömrüne etkileri nelerdir?

Asansör elektrikli ekipmanlarının suya karşı izolasyonlu olarak üretilme zorunlulukları itfaiyeci asansörleri dışında yoktur. Esasen itfaiyeci asansörlerinde bile kuyu diplerindeki elektrikli ekipmanlar hariç diğer tüm bileşeneler üzerlerine su damlaması veya su serpmesine karşı korunurlar. Bu yüzden Yönetmelik ve standartlara uygun olarak imal edilmiş asansörlerde su basmalarına karşı özel bir önlem bulunmaz.


Kuyu dibinde yağmur sonrası biriken su

Asansör elektrikli ekipmanlarının suya karşı izolasyonlu olarak üretilme zorunlulukları itfaiyeci asansörleri dışında yoktur. Esasen itfaiyeci asansörlerinde bile kuyu diplerindeki elektrikli ekipmanlar hariç diğer tüm bileşeneler üzerlerine su damlaması veya su serpmesine karşı korunurlar. Bu yüzden Yönetmelik ve standartlara uygun olarak imal edilmiş asansörlerde su basmalarına karşı özel bir önlem bulunmaz.


Kuyu dibinde su toplanma çukuru

Su basmalarının riskini indirgemek için suyun ilk olarak ulaştığı bölüm olan kuyu dibindeki bileşenlerin en az IP 67 derecesinde korumalı seçilmelidir. Kuyu dibindeki bileşenlerin, güvenlik kontakları, prizler, ışık anahtarları gibi nispeten düşük değerli parçalar olmasından dolayı fazladan ödenecek küçük bir meblağ ile asansörümüzü çok daha büyük risklerden koruyabiliriz. Eğer su girişi katlardan, tavandan veya havalandırma boşluklarından ise asansörün kapatılarak servis dışı bırakılması, akü bağlantılarının sökülmesi ve ana sigortaların indirilmesi en güvenli koruma yöntemi olur.

Anlık su sızmaları dışında, sürekli su sızması veya kuyu dibinde sürekli su bulunması ise asansör kuyusundaki nem miktarının aşırı yükselmesine yol açar. Bu durumda hem elektrikli donanım hem de mekanik donanım etkilenir. Elektrikli donanım, sıcaklık farklarının kuyu içindeki nemi zaman zaman suya veya buhara dönüştürdüğü için, elektronik kartlardaki yolların ve açma kapama elemanlarının kısa devre yaparak yanması sebebiyle etkilenebilir. Mekanik donanım ise korozyona maruz kalarak ömrünü erken tamamlar. Özellikle kat kapı kilitlerinde oluşan korozyon, elektrik akımının iletilememesi sonucu güvenlik devresinin açmasına sebep olarak sürekli bir arıza durumu oluşturur. Halatlarda meydana gelen korozyon ise, kısa bir zaman diliminde maliyeti yüksek parça değişimlerine sebep olur. Bu yüzden eğer yüksek rutubet koşullarında çalışması muhtemel bir asansör kurulumu yapılacaksa; paslanmaz çelik kapasitesinin 304 veya türevlerinden seçilmesi, özellikle kat kapı kontakları ve diğer güvenlik kontaklarının IP X6 veya üstünde bir izolasyon sınıfında alınası faydalı olacaktır. Kuyu içindeki kentlerin, kaynak yerlerinin anti-pas özellikli boyalarla boyanması, aydınlatma tesisatlarının yine IP X6 ve üzeri sınıflarda tesis edilmesi, elektronik kartların ve kablo bağlantılarının suyun direk temasından korunabildiği kutular içinde bulunması da su girişi ve rutubetin engellenemediği kuyularda asansör bileşenlerinin ömrünü uzatmaya yardımcı olur.

Su basmalarından sonra alınacak önlemler

Eğer asansörümüz yoğun bir su teması ile karşı karşıya kalmış ise tekrar kullanıma vermeden önce mutlaka bir bakım denetlemesinden geçmesini beklemeliyiz. Zira iletkenlik özelliğini yitirmiş kontaklar, üzerinde hala su bulunan elektronik kartlar, bağlantı terminallerine nüfuz etmiş damlacıklar asansörün hem kısa vadede hem de orta vadede çok daha büyük hasarlar almasına sebep olabilir. İlk bakımda, öncelikle kuyudaki su tahliye edilmeli ve enerji verilmeden önce kumanda, sürücü, güvenlik kontakları, kabin üstü bağlantı terminalleri ve kartlar, buton ve gösterge tesisatları, tüm bağlı kablolama, kuyudibi güvenlik kontakları, aydınlatma tesisatları gözden geçirilmelidir. Esasen bu tip donanımların kurutularak ve test edilerek devreye alınması hedeflenmelidir. Parça parça devreye almak ta izlenebilecek yollardan bir tanesidir. Örneğin aydınlatma tesisatı, emniyet devresi, kumanda-sürücü-motor tesisatı, batarya beslemeleri ayrı ayrı enerjilendirilerek olası bir kısa devrenin diğer elektrikli aksamları da etkilemesi önlenebilir. Tekrar devreye almadan önce esasen EN 81-20 bölüm 6 da tariflenen yalıtım ve toprak süreklilik testlerinin de tekrarlanması icap eder ki bu sayede bağlantı uçlarının yalıtım dirençleri ve kullanıcılara doğrudan etki edebilecek akıma maruz kalma risklerinden korunulabilir. Bu testler üreticilerin belirlediği talimatlara göre yapılmalı, test sonuçları EN 81-20’de atıf yapılan HD 60364-6 standardına uygun olmalıdır. Asansörlerin tüm testler tamamlandıktan ve gözlemler yapıldıktan sonra devreye alınması hem suyun sebep olduğu anlık zararlardan hem de bakım hizmeti aldığımız kurum ile doğabilecek ihtilaflarda korunmak için gerekli bir yöntemdir.

Doğal afetler sonucunda asansörlerimizin devre dışı kalması elbette elimizde olmayan bir durumdur fakat, afetlerden önce ve sonra alınacak düşük bedelli tedbirler ve izlenecek bir devreye alma süreci ile zararı en aza indirgemek olasıdır.