Asansörlerde Yolcu Tahliyesinde Riskler

Yayın TarihiNisan-Mayıs, 2021 Erol Akçay-Liftinstituut Solutions LLC Teknik Direktörü Yazdır

Asansörlerde mahsur kalan yolcuların tahliye edilebilmesi standartların oldukça üzerinde durdukları bir konudur. Yolcuların ara katta herhangi bir sebeple duran bir asansör kabininden kurtarılmaları gereklidir. Bu amaçla çeşitli tedbirlerin alınması bir zorunluluktur.

  1. Asansörlerin uğradıkları katlar arasındaki mesafe 11m’yi geçemez (İtfaiyeci asansörlerinde bu mesafe 7 m’dir). Eğer 11 m’yi geçer ise bir acil durum çıkış kapısı ile müdahale edilmesi inşa edilmesi gerekir.
  2. Aynı şaft içinde çalışan iki asansör için ise eğer acil durum çıkış kapısı kurulamıyorsa kabinler arasında geçişi sağlayacak bir donanım (kabinlerin yan duvarlarında açılan bir kapı ve ara köprüden oluşur) kurulması gerekir.
  3. Asansörlerin enerji olmasa bile kumanda panosunda veya motor üstünde sağlanacak bir donanımla kata doğru hareket ettirilmesi mümkün olmalıdır.
  4. Asansör kat açılma bölgesi içinde iken (kat hizasından 20 cm aşağı ya da yukarı olabilir) herhangi bir arıza sonucu asansör hareket etmez ise, kabin kapı sürücü ve motorunda enerji olsa bile 300 Newton’dan daha küçük bir kuvvet ile kabin kapısının açılması mümkün olmalıdır.

Yukarıdaki kurallar her durumda asansör kabinlerinde mahsur kalan yolcuların kurtarılabilmesini hedeflemektedir. Kurtarma donanımı kuyu içine müdahale gerektirmeden dışarıda yapılabiliyor olmalıdır. Genel yöntem motor frenlerinin elektrikli veya mekanik olarak açılarak kabin veya karşı ağırlıktan ağır olanın yönüne doğru asansörün hareket ettirilmesidir. Bu yön ağırlığa göre her iki yöne de olabilir.

Bununla birlikte kabinden yolcuların kurtarılamadığı ve bunun standarda uygun olduğu durumlar da mevcuttur.

EN 81-20’ye göre;

5.9.2.2.2.9 Frenin serbest bırakılmasıyla birlikte ve (q – 0,1) Q ve (q + 0,1) Q sınırlamaları dâhilinde yüklü olan kabin:

Aşağıdakilerden birisi ile en yakın kata kabinin hareketi mümkün olmalıdır:

  • Yer çekimi ağırlığı nedeniyle doğal hareket veya
  • Aşağıdakilerden oluşan el ile çalıştırma:

Dolayısıyla %50’ye göre dengelenmiş bir kabin içindeki yolcu ağırlığı kabin kapasitesinin %40’ı ile %60’ı arasında ise kabin hareket etmeyebilir. Bununla ilgili geçmişte yaşanmış kazalar olmuştur. Örneğin Yunanistan’da kabin içinde 40 kadar çocuğun saatlerce mahsur kaldığı bir kaza meydana gelmiştir. Kabin kapasitesi çok büyük olduğunda denge durumunu mevcut şartlarda bozmakta zorlaşmaktadır.

Bu durumun önüne geçebilmek için makine daireli asansörlerde motoru el ile hareket ettirmeye yarayan volan donanımları sağlanmaktadır.

Maalesef bu tip donanımlar sadece makine daireli ve yüksek hızlı asansörlerde sağlanabilmektedir. Sayı olarak kurulu asansörlerin çoğunluğunu oluşturan makine dairesiz tip asansörlerde motorun frenlerinin açılmasını sağlayan donanım dışında bir kurulum bulunmamaktadır.

Bu yüzden özellikle hastane ve okul gibi yolcuların hassas bir grup oluşturduğu binalarda denge durumunda dahi kabinleri hareket ettirebilen donanım sağlanması elzemdir.

Yolcu tahliyesi ile ilgili bir başka problem de asansörlerde enerji kesilmesi durumunda devreye girip motora enerji vererek kabinin en yakın kata hareket etmesini sağlayan otomatik kurtarma sistemlerinde yaşanmaktadır. Bu tip sistemler batarya beslemesi ve bir inverter yardımı ile doğru gerilimi alternatif gerilime çevirerek kabini otomatik olarak bir kata hareket ettirebilen donanımlardan oluşmaktadır. Birçok üretici makine dairesiz asansörlerde bu sistemi opsiyonel olarak sağlayabilmektedir. Bununla birlikte bina yüklenicileri şartnamelerde yazmadığı sürece bu özelliği satın almamaktadır. Ayrıca yüksek katlı binalarda büyüyen asansör kapasite ve hızları büyük bataryalar gerektirdiğinden bazı üreticiler maliyetleri artırmamak için sistemi önermemektedir. Üreticiler sebep olarak batarya bakımlarının pahalı olmasını ve binada kurulu jeneratörün zaten devreye girerek asansörleri hareket ettirebilmesini göstermektedir. Haklı oldukları noktalar olsa da risk değerlendirmesi yaparak bir sonuca ulaşmak doğru olacaktır. Enerji kesilmeleri sadece şebeke hatalarından kaynaklanmaz. Bina kurulumundaki koruma elemanlarının arızaları da bir grup asansörün devre dışı kalmasını sağlayabilir. Özellikle termik şalterler ve kaçak akım rölelerinde meydana gelecek enerji hattının tamamını kesecek şekilde devreyi açabilirler. Veya çok sayıda asansör grubunun çalıştığı geniş binalarda trafo hataları binanın sadece belli bir bölümünün enerjisiz kalmasına sebep olabilmektedir. Bu durumda jeneratörler devreye girmez. Makine dairelerine müdahale edecek yetkili kişilerin ulaşması ise oldukça fazla zaman alabilir. Kabin içinde özellikle kalabalık kabinlerde mahsur kalma insanların öngörülemez tepkiler vermesine sebep olur. Bu yüzden kurtarma siteminin bir anonstan sonra devreye girerek kabini hareket ettirebilmesi oldukça önemlidir. Bu tip sistemlerin faydası maliyet büyümesinin getirdiği yüke kesinlikle değerdir. Yine bina önem derecesi yüksek yerler olan hastane, okul, sosyal tesis binalarında kurulumları gereklidir.

Asansörlerde mahsur kalan insanların olağan dışı tepkiler vermesi maalesef alışıldık bir durumdur. İnsanların aşırı tepkilerini önlemek için alınacak birincil önlem haberleşmenin aktive edilerek yolcularla konuşulması ve kısa zaman içinde kurtarılacaklarının bildirilmesidir. Bu gibi durumlarda aşırı panik çoğu insanı kapıları açmaya yönlendirir. En 81-20’ye göre kabin kapılarının kat arasında açılması 1000 Newton’dan küçük bir kuvvetle en fazla 50 mm olabilir. Bununla birlikte bu kadarlık açılma bile kapı elektrik kontağının çalışmaması için yeterlidir. Güvenlik kontağının açılması durumunda otomatik kurtarma devreye giremez. Dolayısıyla otomatik kurtarma olan asansörlerde zorunlu olmasa bile yolcuların okuyabileceği/görebileceği şekilde bir uyarı asmak faydalı olacaktır. Ayrıca kabin içi haberleşmelerin EN 81-28’e uygun olması da haberleşmenin çalışmıyor olabileceği riskini de bertaraf edecektir. En 81-28’e göre alarm cihazları kendi kendilerini test etmek zorundadır. Pek çok üretici EN 81-20’ye uygun kurulumlar yapmasına rağmen alarm cihazlarının EN 81-28 uyumluluğu halen tam sağlanabilmiş ve güvenlik kontrol listelerine girmiş değildir.

Asansörlerde enerji kesilmeleri durumunda 1 saat boyunca 5 lüks gücünde aydınlatma sağlayan bir aydınlatmanın kabin içinde ve kabin üstünde bulunması zorunludur. Daha önceki kurulumlarda aydınlatma gücü 1 saat boyunca 1 W olarak belirlenmişti. Dolayısıyla herhangi bir butonun beslemesi bile aydınlatma miktarını sağlamak için yeterliydi. 2017’den önce kurulumu yapılmış ve EN 81-1 uyumlu asansörlerde aydınlatma miktarı oldukça düşüktür. Mahsur kalan yolcuların karanlıkta kalmaları yine paniğe sebep olan etmenlerden biridir. Dolayısıyla eski asansörlerde aydınlatma donanımlarının güçlendirilmesi gereklidir.

EN 81-20 standardı asansörlerde mahsur kalma risklerine karşı güvenlik seviyelerini artırıcı maddeler getirmiştir. Bununla birlikte güvenliğin minimum gereksinimlerin üzerindeki seviyeler erişmesi insanların yaşam kalitesini yükseltecek ve üreticilere olan güveni de artıracaktır. Maliyetler günümüz dünyasında çok büyük bir rol edinmiş olsa da asansörlerin toplam fiyatlarının yanında oldukça küçük meblağlarla satın alınabilecek bu tür donanımlar harcanılan paraların karşılığını kesinlikle verecektir.