Asansörler için Ritter Kumanda ve Kapı Kilitleme Cihazı

Yayın TarihiKasm-Aralık, 2018 Yazdır

Bu, bir amatörün 20. yüzyılın başlarında asansör bileşenlerinin geliştirilmesi, üretimi ve satışı konusunda ulaştığı sınırlı başarısının öyküsüdür.

On dokuzuncu yüzyıl başından 20. yüzyılın başlarına kadar alınmış patentler incelendiğinde, yüzlerce asansör kapı emniyetiyle ilgili tasarım içeren patent olduğu görülmektedir. Bu tasarımlar bazen aşırı basit bazen de inanılmaz karmaşık çözümler içermekteydi. Bu tasarımların çoğunun ortak bir özelliği vardı: yalnızca mucitlerinin düşüncelerinde ve onların kişisel patentleri olarak var olmuşlardı. Başka bir deyişle, önerilen emniyet tertibatları asla “gerçek dünyadaki bir ortamda” ticari olarak üretilmemiş veya test edilmemişti. Bu cihazların mucitlerinin çoğunun ortak bir özelliği bulunmaktaydı: çoğu zaman asansör endüstrisiyle hiçbir bağlantıları yoktu ve bu nedenle, kişisel mühendislik bilgileri veya teknik becerileri olmaksızın, “amatör” asansör güvenlik tasarımcıları olarak faaliyet göstermişti. Bununla birlikte, görünüşte savunulamayacak ancak patentli tasarımlar arasından bazılarının, pek kuşku duyulmayan bu ortamda üretildiği, pazarlandığı ve piyasaya sürüldüğü birkaç örnek vardı.

Isaac B. Ritter, Philadelphia şehrinde bulunan Ritter Machine Co. Şirketinin patronu olarak asansörle ilgili bir patent için ilk başvurusunu 1905 yılının Temmuz ayında yapmıştı. Bunu Mart 1906’da ikinci bir patent başvurusu izledi. “Asansörler için Emniyet Tertibatı” olarak adlandırılan her iki patent de asansör emniyet tasarımıyla ilgiliydi: ABD Patent No. 809.076 (2 Ocak 1906) ve ABD Patenti No. 838.213 (11 Aralık 1906).

Ritter’in tasarımını özetlediği metin, özellikle İngiliz dilinin anlaşılması eziyet veren örneklerinden birini temsil ediyordu:

“Buluşum genel olarak belirtildiği üzere, kapıların kapanması için kabin kapıları üzerinde kilitleme kollarının kullanılmasını, sözü edilen kolların kapıların kilidini açması için kabin üzerinde bir mekanizmanın çalıştırılmasını ve ayrıca söz konusu kapı açık olduğunda kolu hareket etmeye yönelten çeşitli yeni yapı özellikleri ve parça organizasyonlarıyla birlikte kabinin çalışma mekanizmasının kilitlenmesini kapsamaktadır. ”[1]

Bunun daha basit ifadesi ise şuydu: emniyet tertibatı, kabinden iniş yapılmadan kat kapısının açılmamasını ve kat kapısı kapanmadan kabine biniş yapılıp hareket ettirilememesini sağlamaktaydı.

Ritter’in teknik izahatı da neredeyse açıklaması kadar karmaşıktı. Kabinin gelmesiyle serbest kalacak olan kilidin kilitleme mekanizması en basit bileşendi. Kapının altına monte edilen bir plaka, kapı kilitleme kollarının, serbest bırakıldığında, operatörün kapıyı açabileceği şekilde dönmesine izin veren bir dirsekli manivelaya bağlanmıştı (Şekil 1).

Dirsekli manivelanın karşısındaki kolun işlevi ise daha az belirgindi. Kabin çalıştırma mekanizmasının, kapı açık olduğu zaman, kabini hareket edemeyecek şekilde kilitlemesi amaçlanmıştı. Bu nispeten basit mekanik operasyon, kabinin altında bulunan karmaşık bir mekanizma ile mümkün hale getirilmişti (Şekil 2). Asansör boşluğu kapı kollarını tutan bir dizi eksantrik mandala sahipti. Operatör, aracı durdurmak için kumanda kolunu çektiğinde etkin hale gelmekteydi.

Bu noktada, hikâye, karmaşık tasarımlı güvenlik cihazlarının tarihine benzer şekilde, cihaz kullanıcılarına normal bir teknik çözüm sunma konusunda çok karmaşık göründüğü için, haliyle son bulmalıydı. Ancak bu örnekte, mucidin tasarımına olan inancı, cihazı üretmek için gerekli araçlara sahip olma imkânıyla birleşerek “Asansörler için Ritter Kumandası ve Kapı Kilitleme Cihazı”nın üretilmesine yol açmıştı. Ritter’in pazarlama kampanyası ise, buluşun teknolojik üstünlüklerini metheden resimli bir katalogdan ibaretti. Katalog çizimleri, sınırlı da olsa tasarım gelişiminin patent aşamasından sonra da devam ettiğini ortaya koymaktadır. Bir değişiklik kapı kilidinin sadeleştirilmesiydi. Mekanizma, krikonun ve düz kolların takıldığı kapının tabanına monte edilen basit bir bağlantıya indirgenmişti (Şekil 1 ve 3’ü karşılaştırınız). Bununla birlikte, tasarımın ana yapısını oluşturan kabinin altında bulunan mekanizma, karmaşık mekanik yapısını korudu (Şekil 4 ve 5).

Katalog, emniyet tertibatının işleyişini ayrıntılı bir şekilde açıklıyordu. Kabin inilecek yere yaklaştığında ve operatör kumanda kolunu (veya tekerleğini) durma konumuna getirdiğinde, bu hareket, kabinin altındaki emniyet tertibatının öne doğru kaymasına ve kat kapısı kilidinin açılarak dirsekli manivelanın devreye girmesine neden olmaktaydı. Operatör kapıyı kaydırarak açtıktan sonra, bu dirsekli manivelanın karşısındaki düz kolu serbest bırakıyordu. Bu hareket de emniyet kolunu devreye alıyor ve böylelikle kabin hareket ettirilemiyordu. Yolcular çıkıp girdikten sonra operatör kat kapısını kapatmak üzere kaydırırken bu hareket aynı anda kabin çalıştırma mekanizmasını serbest bırakıp kapıyı kilitliyordu. Ritter, emniyet tertibatının temel özelliklerini şöyle özetliyordu:

Her bir inme-binme yerinin kilitleme aparatı bağımsız olarak hareket etmektedir.

Kat kapıları içeriden kilitlenmekte ve kumanda “stop” konumunda olana kadar ve aynı zamanda kabin, iniş biniş seviyesine 3 inç veya daha az bir mesafede durduruluncaya kadar açılamamaktadır.

Kapının açılması, kumandayı “stop” konumunda kilitlemektedir.

Kabin kapı kapanıncaya kadar çalıştırılamamakta, böylece yolcu kabine girerken ya da kabinden ayrılırken asansörün çalıştırılması engellenmektedir.

Belirli bir iniş binişte durdurulmak istenmediği sürece, kabin, asansör boşluğunun üst kısmından altına kadar iniş-biniş mekanizmalarına dokunulmadan çalıştırılabilmektedir.

Cihaz, kabinin normal kontrol mekanizmasına bağlanmakta veya kabinin tabanında yer alan bir ittirmeli düğme ile çalıştırılabilmektedir.

Cihaz, volan veya manivelalı mekanizma ile hidrolik, piston veya elektrikli asansörler üzerinde kullanılabilmektedir.

Bu cihaz, kabinin tabanının altında çok az yer kaplamakta ve bu nedenle, sadece sığ bir derinliğin (en az 18 inç derinlikte) bulunduğu yerlerde de monte edilebilmektedir. [3]

Ritter, aynı zamanda, potansiyel alıcılara katalog kopyasında yolcu güvenliğinin (ve dolayısıyla güvenliğinin ardındaki mantığın) önemini de hatırlatmaktaydı:

“Her asansör, bir Kumanda ve Kapı Kilitleme Cihazı ile donatılmalıdır, çünkü tüm asansör kazalarının% 90’ı, operatörün kabini hareket ettirmesi esnasında kapı tam kapanmadan önce geçekleşen, kişilerin acele giriş veya çıkışlarından kaynaklanmaktadır. ”[2]

Tasarımına - ve üretim becerilerine - olan güveni ürün kalitesine verdiği güvenceye de yansımaktaydı:

“The Ritter Machine Co., iki yıl boyunca Philadelphia’dan 100 mile kadar uzakta bulunan tesislere satılan ürünlerinin gerekli onarımlarını yapmayı garanti etmektedir. Daha uzak mesafelere satılan cihazlar içinse iki yıl boyunca ihtiyaç duyulan tüm tamir parçalarını ücretsiz olarak tedarik edeceğiz. ”[2]

Tabii ki, patentler ve yayınlanan bir katalog ticari başarının göstergesi olarak görülemez; bunlar sadece buluş ve pazarlama ile ilgili göstergelerdir. Neyse ki bu araştırmaya, ilham veren katalog, 1915’ten o güne kadar Ritter emniyet tertibatının” monte edildiği ve kontrol sunduğu” binaların listesini de kapsamaktaydı. Listede Philadelphia’dan 14; diğer Pennsylvania şehirlerinden 3 (Pittsburgh, Germantown ve Scranton), ile Wilmington, Delaware ve Washington, D.C’den birer olmak üzere 19 bina bulunmaktaydı. Tek tek binaların sıralanmasına ek olarak, Ritter emniyet tertibatlarının ne ölçüde kullanıldığını da raporlamıştı: cihaz toplam 36 asansör kabininin ve 337 asansör kapısının altına monte edilmişti. En büyük kurulum Philadelphia’daki Bellevue-Stratford Oteli’ndeydi: (Standard Plunger Elevator Co. tarafından imal edilmiş) dokuz asansörün 162 adet asansör boşluğu kapısında bağlantı gerçekleştirilmişti.

Bu kurulumlardan haberdar olununca insan ister istemez cevabı tam verilmemiş bir soruya takılıyor: Emniyet tertibatı ne kadar iyi çalışmıştı? Bu durum için tertibatın işleyişiyle ilgili bir inceleme (çok kısa da olsa) göze çarpıyor. 1915 yılında, Baltimore Bina Yöneticileri Derneği, “Philadelphia’daki binalarda kullanılan asansör kapısı kilitleme cihazlarını” araştırmakla görevlendirilen bir komite oluşturmuştu. [3] Komite, Bellevue-Stratford Otel’inde kurulu olan emniyet tertibatlarını inceleyip, kendi görüşlerini “bu cihazlar kapak tasarımından dolayı yolcular için tehlikelidir” şeklinde yansıtan bir rapor sunmuştu. [3] Ayrıca, emniyet tertibatlarının “özellikle birinci kat olmak üzere çeşitli katlarda çalışmadığını” da belirtmişlerdi. [3] Bu incelemeye yol açan ortam ve sebepler de oldukça önem arz etmektedir.

Komitenin asansör kapısı emniyetleri ile ilgili soruşturması, Baltimore’daki tüm asansörlerin “asansör boşluğunda ilerlenirken kapı kapanana ve güvenli bir şekilde kilitlenene kadar asansörün katta tutulmasını sağlayan bir cihaz ile donatılmasını teklif eden yeni bir yönetmelik üzerine başlatılmıştı“. [3] Dernek, “patentli cihazlar montajının” mal sahiplerine, “her bir kapı için ve asansör boşluklarına açılan her kapı için en az 20 dolara” mal olacağını iddia etmişti. [3] Dernek, bu maliyetin, özellikle de genel anlamda “etkisiz ve güvensiz” olan emniyet tertibatları için çok yüksek olduğuna inanıyordu. [3]

Ritter Kumandası ve Asansör Kapı Kilitleme Cihazının icat edilmesi ve piyasaya sunulması, Ritter’in asansör emniyetleri tasarımındaki tek girişimi değildi. 1907’de, daha sonra 1909 ve 1913’te yayınlanacak patentler için iki başvuru daha yaptı: bunlar “Hidrolik Asansörlerde Kabinlerin Zemin Kata Getirilmesi için Otomatik Cihaz”, ABD Patenti No. 909,675 (12 Ocak 1909) ve “Asansör”, ABD Patent No. 1.066,052 (1 Temmuz 1913) idi.

Etkili bir otomatik seviyeleme cihazının geliştirilmesi, 20. yüzyılın başlarındaki kutsal mevzulardan biriydi. Ritter, bu buluşunu, “kabin zeminden 8 inçe kadar olan bir mesafede durdurulduğu zaman, asansör kabininin otomatik olarak zemin seviyesine getirilmesi ve aynı zamanda valflerin sızdırmasından dolayı kabinin zemin seviyesinden uzaklaşmasının önlenmesi için geliştirilen bir yöntem olarak tanımlamıştır.“[4]

Bir nebze muğlak “Asansör” unvanı taşıyan patent ise kabinin “destekleyici araçların kırılması” durumunda düşmesini önlemek üzere tasarlanmış aşırı karmaşık bir sistemle ilgiliydi. [5] Ritter’in, önceki çalışmalarından farklı olarak, bu patentlere sahip tasarımlarını kullanan asansörler üretmeye çalıştığı konusunda bir kanıt bulunmamaktadır. Son asansör patenti olan “Hidrolik Asansör”, ABD Patent No. 1.261.624 (2 Nisan 1918) - otomatik seviyeleme cihazında yaptığı bir iyileştirme ile ilgili idi. Bu patent, en azından Otis’e tahsis edildiği için, asansör endüstrisince kabul görmesi bağlamında en başarılı tasarım çalışması olmuştur. Ne yazık ki, Otis ile olan iş ilişkisinin içeriği şu anda tam bilinmemekte ve Ritter’in düşey ulaşım dünyasına iştiraki 1918 civarında sona ermiş gibi görünmektedir.

Kaynakça

[1] Isaac Ritter, “Safety Device for Elevators,” U.S. Patent No. 809,076 ( January 2, 1906).

[2] “The Ritter Controller and Door Locking Device for Elevators,” Philadelphia: Ritter Machine Co. (circa 1915).

[3] “A Protest Against Compulsory Installation of So-Called Elevator Safety Devices,” The Hotel Monthly, Vol. 23 (February 1915).

[4] Ritter, “Automatic Device for Bringing Hydraulic-Elevator Cars to the Floor-Level,” U.S. Patent No. 909,675 ( January 12, 1909).

[5] Ritter, “Elevator,” U.S. Patent No. 1.066.052 ( July 1, 1913).