Sektöre Bakış

Yayın TarihiEylül-Ekim, 2017 Gürhan Cihaner - ANASDER Yönetim Kurulu Başkanı Yazdır

Yoğun mevzuat değişikliklerinin yaşandığı bir zamanı geride bıraktık. 1 Eylül 2017 itibarı ile bu değişikliklerin daha az yaşanacağı ve asansör sektörünün artık mevzuat tartışmalarını bırakıp, Dünyada ilk kez 2011 yılında gerçekleştirilen Hannover Fuarı’nda adı duyulan Endüstri 4.0’a göre sanayinin şekillenmeye başladığı bir dönemde Türkiye sanayisi ve dolayısıyla asansör sanayisi de bu değişikliklere ayak uydurmak için pozisyon alması gerektiği bir döneme girmiştir. Bu nedenle 2018 yılından itibaren sektörün daha düzenli disiplinli ve örgütlü olacağını umarak başlamak istiyorum.

Bilginin ve hızın önem kazandığı sanayi ve ticaret dünyasında var olmak arsız ve zaman zaman ahlaksız bir rekabetin içerisinde doğru pozisyon almanın en önemli unsurlarından birisi örgütlü ve güçlü yapılar kurmaktır. Bu anlamda derneğimiz ve derneklerimizin faaliyetlerini çok önemsiyorum. Ülkenin dört bir yanından Asansör derneklerin katılımı ile kurulan federasyonumuz ASFED, kamu alanında kabul görmeye ve muhatap olmaya başladı. Bu yapı, sektörün tek sesliliği ve kamu karşısındaki itibarını güçlendiren uzun yıllar sonucu tartışılıp çalışılarak elde edilmiş önemli bir organizasyondur.

Bu yapı içerisinde yer alan ANASDER 1988 yılında kurulan ve neredeyse 30 yıllık bir geçmişi olan bir dernek. Bize bırakılan çok önemli bir miras, ülkenin bugüne kadarki süreçte her koşul ve durumuna uyum sağlanmış, sınırlı imkanlara rağmen dernek bu günlere taşınmıştır. Yönetim kurulumuz benimle birlikte değerli meslektaşlarım, Mustafa Tutsak, Zafer Karabay, Murat Mutlu ve Nejdet Şahin’den oluşuyor. Çok değerli ve nitelikli arkadaşlarımla beraber uzun süreli, emek ve fedakârlık isteyen bu yapının bir parçası olmaktan gurur duyuyorum. Bu kadro ile kişisel çıkar ve kavgaları dışarıda bırakarak derneğimiz menfaatlerinin ve sorunlarının ön planda olduğu bir yönetim faaliyeti yapmaya çalışıyoruz. Burada ANASDER’in kuruluşundan bugüne kadarki tüm yönetim ve yöneticilerini saygıyla ve takdirle anıyorum. TSE verilerine göre Ankara da yerleşik HYB belgesi almış 215 firma olmakla birlikte, ASO, ATO, ANASDER ve sektör kayıtlarından yola çıkacak olursak, asansör işiyle uğraşan 500 civarı firma faaliyet göstermektedir.

Bölgesel sorunlarımızın ufak tefek, aşılabilir farklılıkları hariç Asansör sektörünün hemen her yerde aynı olan sorunları yöre, meslek örgütü, vs. gibi kategorik sınırlar içerisine değerlendirilmemelidir. Bu durumun sorunlara ortak olduğu ama faydanın hepimizin yararına olduğunu ve sorunlarla daha kolay baş edeceğimiz bilinciyle yaklaşmalıyız. Doğru görüş ve davranış kimden geliyorsa hiç kıskanmadan doğrunun yanında yer almalıyız ve bunu yüksek sesle dillendirmeliyiz. Olabildiğince çok sayıda meslektaşımızı meslek örgütlerine getirmeliyiz. “Merdiven altı” deyimini bizimle olan rakiplik ilişkisinden veya kıskançlık sonucu değil de yasal statüye uygun olup olmadığına bakarak karar vermeliyiz. Yasaların şirket olma hakkını verdiği, meslek etiği ve genel ahlak kurallarına uygun davranış sergileyen tüm firma, şirket ve oluşumlar derneğimizin bünyesinde olmayı hak ediyor ve olmalıdır. Bu arkadaşlarımızın bünyede olmaları en az “eski”, “köklü”, “büyük” firmaların olması kadar önemlidir.

Sektörümüzde en önemli sorunlardan birisi de mevcut Pazar Hacmi, sektör cirosunun düşüklüğü, firma ve çalışan sayısının çokluğudur. Bu durum firmalarımızı iş alınırken rekabet nedeniyle neredeyse sıfır karlılıkla hesaplar yapmaya zorlamaktadır. Ülkenin ekonomik koşulları, asansör firmaların mali yapıları ve mecbur olduğumuz mevzuat ve belgelendirme maliyetlerinin çokluğu üzerinde düşüneceğimiz konulardandır.

A tipi muayene kuruluşları ve asansör firmalarının uymak zorunda olduğu mevzuat oluşturulurken yoğun çalışma sonucunda taslak metinler ve görüşler ortaya konuldu. Başta Bilim Sanayi Ve Teknoloji Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm kurum ve kuruluşlar bu konuyu gerçekten çok ciddiye aldı ve yoğun mesailer harcandı, uzun toplantılar yapıldı. Sektör görüşlerine önem verildi, görüşlerine itibar edildi.

Bilim Sanayi Ve Teknoloji Bakanlığı’mız koordinasyonunda geçtiğimiz günlerde yapılan ASTEK toplantısı ve buna bağlı alt komitenin yaptığı bir dizi toplantı sonucunda sektörün tüm paydaşları ile sorunların derli toplu ve mevzuat dilinde toparlanıp kamuya aktarılması için çok önemli bir çalışma yaptı. Memnuniyetle söyleyebilirim ki tüm paydaşlarımızla çabalarımız sonuç vermiş, işletme bakım yönetmeliği ve A tipi muayene kontrol kriterleri eksikliklerinin gözden geçirilmesi hatta bazı değişikliklerin yapılması kabul görmüş ve gündeme gelmiştir. Bu çalışma nihayetinde A tipi muayene kuruluşlarının, periyodik kontrollerini yaparken sektörün şikâyeti olan farklı kriterleri değerlendirmiş ve ortak bir kriter – kontrol listesi yaparak çalışmasını sonlandırmıştır.

Görülüyor ki ilerleyen zamanda asansörcülerin en önemli konularından birisinin Piyasa Gözetim ve Denetimi olacağı apaçık. Yüksek ve ilgilisine verilmeyen cezalar sektörde kayıtlı firmaların canını yakmakta ve kayıt dışı yöntemleri tercih eden asansörcülerle, kurumsal, etik ve vicdani değerlerle iş yapan firmaların arasında haksız rekabete yol açmaktadır. Özellikle art niyetli apartman yöneticileri ve asansör yaptırıcıları bu aralar PGD’yi bir tehdit unsuruna dönüştürmüş ve asansörcüye her istediğini bu yolla yaptırmaya çalışmaktadır.

Son açıklanan piyasa gözetim denetim faaliyetleri sonucunda asansör sektörünün başı çekmesi rahatsız edicidir. Bakım işletme yönetmeliğinde olduğu gibi yine sektörün tüm taraflarının bir araya gelerek PGD konusunu ele alması ve ayrıntısıyla görüşülmesine acil ihtiyaç vardır. Asansörcülerin bu kadar yoğun bir denetim ve kontrol altına alınmaları yapılan işin niteliği açısından önemli ve gereklidir. Fakat sektörde yeterince nitelikli eleman olmayışı ve nerdeyse sonsuz rekabet sonucu ortaya çıkan fiyatlara mecbur kalan asansör sektörüne olan bağlılığı azaltmakta ve sektöre yeni katılımları engellemektedir.

Bizlerde “dünyanın en önemli işi”ni veya işlerinden birisini yaptığımızı anlamak ve buna göre davranmak zorundayız. Sektör olarak ağır ve çok tehlikeli bir iş yaptığımızı artık anlamalıyız. Yaralanmalı ve ölümlü kazalarla karşılaşmamız an meselesi. Bu risk sadece çalışanlarımızla sınırlı olmamakla birlikte, işimiz gereği şirket-firma sahiplerinin çoğu “kuyudan gelme” olan, işverenlerde bizzat bu riskle karşı karşıya. İş alırken, maliyet hesaplaması yaparken ve fiyatlar verirken bu durum mutlaka dikkate alınmalıdır.

Sektör bileşenlerinin önümüzdeki dönemde daha ayrıntılı ele alması ve her biri ayrı bir başlık altında tartışmaya değer ve önemli olduğunu düşündüğüm meslek etiği, nitelikli eleman, taşeron, asansör sigortası, verimlilik ve karlılık gibi konulardır. 🌐