Ölümsüz Baş Şehir

Yayın TarihiEylül-Ekim, 2017 Yazdır

Tarihi, Hitit devrine kadar takip edilebilen Ankara; kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte yapılan araştırmalar, bölgedeki yerleşmelerin insanlık tarihi kadar eski olduğunu, bölgenin birçok medeniyete beşiklik ettiğini ortaya koymaktadır.

Ankara ve çevresi tarih öncesi çağlardan itibaren sürekli olarak yerleşim görmüştür. Ankara’nın bilinen tarihi Paleolitik Çağa kadar uzanmaktadır. Bu döneme ait çeşitli eserlere Gâvurkale, Ergazi, Lodumlu ve Maltepe’de rastlanmıştır.

Kent merkezindeki ilk yerleşmenin Ankara Kalesi’nin bulunduğu bölge olduğu tahmin edilmektedir. İlkçağ kentleri için zorunlu olan üç koşul Ankara’da mevcuttu. Güvenlik açısından ulaşılması zor olan sarp kayalıklı tepe, gıda gereksinimi için Çubuk Ovası ve su için de Hatip Çayı…

Yapılan araştırmalar sonucunda Hititlerin Ankara’yı askeri bir garnizon olarak kullandıkları sanılmaktadır. Hitit İmparatorluğu’nun tarihe karışmasından sonra kent ve çevresi M.Ö. 8’inci ve 7’inci yüzyıllarda Frig egemenliğine girer. Ankara’daki ilk önemli yerleşme Frigler döneminde olur. MÖ. 696/695 yıllarında İran’dan gelen Kimmerler’in Frigya’yı istilası ile Frig Krallığı yıkılır. Kimmerler’in geri çekilmesi ile bölgede Lidyalılar egemenlik kurarlar.

Ankyra adı yazılı kaynaklara giriyor

Lidyalılar M.Ö. 547’ye kadar hüküm sürmüşlerdir. Bu dönem kent, Kral Yolu üzerinde olması nedeniyle ticari ve askeri bir merkez konumuna girmiştir. Ankara doğudaki Perslerle ve batıdaki site devletleri arasında Önemli bir pazar yeri olmuştur. Lidya Kralı Krezüs’ün M.Ö. 547’de Pers Kralı Kyros’a yenilmesiyle kent Pers egemenliğine geçer. Yaklaşık 200 yıllık Pers döneminde Ankara önemli bir ticaret merkezi olma konumunu korur.

Daha sonra Makedonya Kralı Büyük iskender Anadolu’yu Helen dünyasına açmak için doğu seferine çıkarak M.Ö. 333 yılında Persleri tüm Anadolu’dan çıkarır. İskender Kral yolunu Tuz Gölü civarına kaydırdığı için Ankara bir süre ticari yönden önemsiz konuma düşer. Ankyra adı yazılı kaynaklarda ilk kez Büyük iskender’in Asya seferinde geçer.

Ankara’nın en parlak dönemi Roma İmparatorluğu’nda Galatya eyaletinin başkenti olmasıyla başlar. Metropolis yani Anakent unvanı alır. Doğu Roma’nın merkezi İstanbul, Ankara ise dinlenme kenti olmuştur. Kent askeri açıdan stratejik bir öneme sahipti. 600 yıl bölgeye hâkim olurlar, ilk yıllarda kentin yönetimini Galat prenslerine bıraktılar. Kent, Roma döneminde bir çok yapılarla donatıldı ve diğer Roma kentlerinde olduğu gibi 12 semte (fiile) bölündü, içişlerinde bağımsız ve demokratik olarak, halk tarafından seçilen meclislerle yönetildi. Bu dönemde kentin alt yapısı tamamlanmış ve Elmadağ’dan taş borularla su getirilmiştir. Tahıl üretimi, dokumacılık ve hayvancılık alanında büyük gelişmeler sağlanmıştır. 4’üncüyüzyılın ortalarına doğru Hıristiyanlığın yayılmasıyla kent, dini bir merkez olup 314 ve 358’de Saint Synode adıyla kurulan Hıristiyanlık Meclisinin önemli dini kararları almasında rol oynamıştır.

Daha sonraları İlhanlılar, Selçuklular ve Anadolu’daki beylikler arasında el değiştiren şehir 1354 yılında Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa tarafından Osmanlı topraklarına katıldı.

Orta Asya’nın büyük kentlerindeki esnaf ve zanaatkârlar Moğollardan kaçarak Anadolu’ya, özellikle de Ankara’ya gelmişlerdir. Ahiler döneminde ticaret gelişti.

1839’da ilk defa Prusyalı subay Freih Von Wincke kentin detaylı bir planını hazırlamış ve 1869’da ilk matbaa açılmıştır. 1892’de demiryolları kente ulaşmış ve 1917 yılında çıkan büyük yangın birçok mahallenin yanmasına neden olmuştur.

Cumhuriyet Tarihi

27 Aralık 1919 yılında Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelmesiyle kent yeni bir dönüm noktasına girmiştir. Kurtuluş Savaşı sürecinde 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi açıldı. 13 Ekim 1923’de Ankara başkent ilan edildi ve 29 Ekim 1923’de de Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Cumhuriyetin ilk yıllarında Ankara bozkırın ortasında çorak, sıtmalı bir kasaba görünüşlü kentti. Yaklaşık nüfusu 30 bin dolaylarındaydı. Ankara aradan geçen 80 yıl sonrasında hızla gelişerek modem ve çağdaş bir kent olmuştur.

Ankara,1902 yılında 5 sancak, 21 kazayı kapsamakta iken 1924 tarihli Teşkilat-ı Esasiye Kanunu ile sancaklar kaldırılmış, Ankara`ya bağlı olan Kayseri, Yozgat, Kırşehir ve Çorum Sancaklarına da İl statüsü verilmiştir.

Başkent olduktan sonra hızlı bir sosyal, ekonomik, siyasal, askeri ve kültürel gelişime sahne olan Ankara, bugün, tüm sektörler itibarıyla kalkınmış, ülkemizin ikinci büyük metropolü haline gelmiştir.

Cumhuriyet sonrası 1927 genel nüfus sayımında 74.553’e yükselen nüfusu, 1945’te 200.000’i aştı. Nüfustaki bu artış kentin alanını da genişletti ve kuruluş yıllarında kalenin bulunduğu tepede yer alan, XIX.yy’da bir surla kuşatılan kent, ovaya yayılıp, ovayı sınırlayan karşı tepelere ulaştı. Devlet merkezi olması nedeniyle aşırı nüfus yığılmasının sonucu, kent çevresi de hızla gecekondularla doldu.

1965’te 902 bine yükselen kent nüfusu, 1970’te ilk kez 1 milyonu aştı (1 milyon 236 bin) 1980’de 1 milyon 877 bin 755, 1985’te 2 milyon 235 bin 035 oldu.

Kaynak:www.ankarakalesi.com, www.ankara.bel.tr Ankara Kalkınma Ajansı 🌐