İSG Uzmanının Çalışma Süresi Yeniden Düzenlenmeli

Yayın Tarihi 1 Eylül 2016 Ali Kaya Yazdır

İSG uzmanlarının ve hekimlerin belirli sürede birden çok işi yaptığının altını çizen Ali Kaya’ya göre İSG sektöründe kalitenin artmasındaki en önemli engel, 6331 sayılı yasada İş Güvenliği Uzmanı ve İşyeri Hekimi çalışmalarının süre bazında kısıtlanması.

1999 yılında kurulan Türkiye İş Güvenliği İşadamları Derneği (TİGİAD), iş güvenliği ve iş sağlığına yönelik kişisel koruyucu malzemeler üreten, ithal eden, pazarlayan, eğitim ve danışmanlık hizmeti veren kişilerden oluşan bir dernek. Derneğin Yüksek İstişare Konseyi Başkan Yardımcısı Ali Kaya’dan Dosyamız için görüş aldık. Asansör sektörünün, diğer sektörlere kıyasla teknolojik gelişmeleri kontrol sistemlerine daha iyi adapte ettiğini dile getiren Kaya, İSG denetimlerinin sıklaşması ve denetçi havuzunun genişletilmesi gerektiğini kaydetti.

Asansör sektöründe iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin görüşleriniz nelerdir? Sizce sektör İSG’ye yeterince önem veriyor mu?

Sektörün liderliğini yürüten uluslararası firmaların kendi kalite standartlarını ülkemizde de uyguladıkları görülmektedir. Uluslararası firmaların kalite standartları çerçevesinde uyguladıkları İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi, firma bünyesinde çalışan personellerin İş Sağlığı ve Güvenliği’ne bakış açısını değiştirmektedir. Uluslararası firmaların sektör çalışanlarına katkısı büyüktür. Aynı zamanda yükselen çıta ile ulusal firmalarımız, hem üretim sürecinde çalışanların sağlığı ve güvenliği hem de kullanıcıların sağlığı ve güvenliği konusunda kendilerini geliştirmektedir.

Asansör sektöründe İSG’nin durumunu, 6331 sayılı yasadan öncesini ve sonrasını da dikkate alarak değerlendirir misiniz?

6331 Sayılı yasa öncesi, Türkiye’nin önde gelen firmaları uluslararası pazardaki tecrübelerini yönetim sistemlerine entegre ederek oluşturdukları kontrol mekanizmaları sayesinde çalışmalarını gerçekleştirmişlerdir. Maalesef bu çalışmalar bazı durumlarda yeterli olamamış ve üzücü durumlar ortaya çıkmıştır. Sonrasında çıkartılan yasa ve yönetmelikler ile muayeneler, İl Özel İdareleri ve Belediyelerin sorumluluğuna verildi. Firmaların da yasal takip yükümlüğünün olmaları neticesinde, çift kollu takip ortaya çıktı. Zorunlu rutin muayeneler sayesinde olabilecek kazaların önüne geçilmektedir.

Sektörün bu konuda aldığı önlemleri yeterli buluyor musunuz? Diğer sektörlerle kıyasladığınızda durum nedir?

İş kazalarının önlenebilmesindeki en önemli konulardan biri; sürekli olarak teknolojik gelişimlerin imalat yöntemlerine ve kontrol sistemlerine adapte edilmesidir. Diğer sektörlere kıyaslandığında bu konuların asansör sektöründe yakın şekilde takip edildiği ve çalışmalara adapte edildiği görülmektedir.

Detaylandıracak olursak asansör sektöründe uygulanan iş izin sistemleri kaza önleme politikasında önemli bir rol oynamaktadır. Örneğin asansörlerin kurulumu sırasında kullanılan şaft işleri iş izin formu ve yüksekte çalışmalarda kullanılan iş izin formları ile;

  • Yüksekte yapılan çalışmaların takibi,
  • Kurulan ve kullanılan kişisel koruyucu önlemlerin (dikey yaşam hatları, paraşüt tipi emniyet kemerleri gibi) uygunluğunun denetlenmesi,
  • Altlı-üstlü çalışmaların engellenmesi,
  • Çalışma alanında acil durumların ortaya çıkmaması için şaftların temiz olmasının gerekliliği,
  • Asansör dairelerinin tüm aşamalarda kilitli olması gerekliliği ve yetkiliden başkasının giremeyeceğinin,

hem denetimi hem de takibi yapılabilmektedir. Aynı zamanda kilitleme-etiketleme sistemleri uygulanarak çalışma basamaklarında çalışanların birbirinden haberdar olması da sağlanmaktadır.

Yukarıdaki uygulamalarla hem iş kazalarının ortadan kaldırılması sağlanmaktadır hem de çalışma alanına verilecek dolaylı zararlardan kaçınılmaktadır.

Sektörde risk analizi ne durumdadır?

Hâlâ çok başındayız ve çok başında olmamızın nedeni, daha yeni doğmuş bir yasamızın olması. İyi bir risk analizinin yapılabilmesi için geçmiş kayıtların önemi büyüktür ve yasanın yeni çıkması ile tahmin edildiği üzere piyasada geçmiş kayıtları tutan veya tutsa bile bunu İş Sağlığı ve Güvenliği gözlüğünü takarak değerlendiren firma sayısı pek azdır. Dolayısıyla Risk Analizinin realize olabilmesi için geçmiş kayıtların düzgün şekilde tutulması ve Risk Analizinin sürekli olarak yaşatılması gerekmektedir. Daha yolun başındayız ancak sıkı çalışma, düzgün kayıt tutma/arşivleme sistemiyle ve nitelikli personeller yetiştirerek yakın gelecekte uluslararası standartları yakalayacağımızı düşünüyorum.

İSG firmalarının sektördeki varlığından bahseder misiniz?

Sektör kalitesinin artmasındaki en önemli engel, 6331 sayılı yasada İş Güvenliği Uzmanı ve İşyeri Hekimi çalışmalarının süre bazında kısıtlanmasıdır. Bu bağlamda, sektörde nihai sorumluluğu olan uzman ve hekimlerin belirli süre içerisinde birden çok kalem işi yapmaya çalışması nedeniyle kalitenin düşmesi önlenememektedir. Eğer süre konusunda yeni bir yasal düzenleme gerçekleştirilirse sektörde kalitenin artacağını düşünüyorum.

İSG denetimini yeterli buluyor musunuz?

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı denetimlerinin daha sıklaşması gerekmektedir. Ayrıca denetçi havuzunun genişletilerek işyerlerinin birden çok disiplinde, detaylı şekilde denetlenmesi sağlanmalıdır. Bu çalışmaların nihai sonuçlarının çalıştaylar, konferanslar veya paneller aracılığıyla kamuoyuyla paylaşılmasıyla denetimlerin şeffaflığının da gözler önüne serilmesi gerektiği kanaatindeyim.