İSG İş Kazalarından Korur

Yayın Tarihi 1 Eylül 2016 Dürdane Abdal Yazdır

TASİAD Teknik Komite Başkanı Abdurrahman Aksöz

Mevcut asansörlerin modernizasyonu veya yeni asansörlerin montajı sırasında İSG kurallarına uyulmasıyla, olası riskleri minimize edip kazaların önüne büyük oranda geçmemiz mümkündür.

Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 2016 yılında yayımladığı sektör raporundan bazı verilere değinmek istiyorum. Buna göre Türkiye’de yaklaşık olarak 477.386 adet asansör tesis edilerek hizmete açılmıştır. Bugün itibarıyla eski ve yeni olarak tanımlanan bu asansörlerin büyük bir bölümü halen kullanılmaktadır.

2014 yılında yapı kullanma izin belgesi alan bina sayısından hareketle, bu yıl içerisinde monte edilen asansör sayısının toplamda 43.323 adet olduğu, TÜİK verileri esas alınarak tespit edilmiştir.

Asansör sektörü faaliyetleri kapsamında yeni asansör montajına ilişkin olarak bir değerlendirme yapılırsa, 2008 yılına kadar artış gösteren yeni asansör montaj sayısı küresel krizin etkisiyle 2009 yılında düşüş eğilimi içerisine girmiş, 2013 yılı itibarıyla yeniden yükselişe geçmiştir.

Asansör sektörü faaliyetleri kapsamında yeni asansör montajına ilişkin olarak bir değerlendirme yapılırsa, 2008 yılına kadar artış gösteren yeni asansör montaj sayısı küresel krizin etkisiyle 2009 yılında düşüş eğilimi içerisine girmiş, 2013 yılı itibarıyla yeniden yükselişe geçmiştir.

Asansör sektörü faaliyetleri kapsamında yeni asansör montajına ilişkin olarak bir değerlendirme yapılırsa, 2008 yılına kadar artış gösteren yeni asansör montaj sayısı küresel krizin etkisiyle 2009 yılında düşüş eğilimi içerisine girmiş, 2013 yılı itibarıyla yeniden yükselişe geçmiştir.

Bu veriler doğrultusunda mevcut asansörlerin modernizasyonu veya yeni asansörlerin montajı sırasında İSG kurallarına uyulmasıyla, olası riskleri minimize edip kazaların önüne büyük oranda geçmemiz mümkündür.

Türkiye’de yapılan istatistiklere göre son 10 yılda meydana gelen yaklaşık 250 asansör kazasında 100 kişi yaşamını yitirmiştir. Avrupa ülkelerinde yaşanan asansör kazalardaki ölümle sonuçlanan rakamların maalesef %70 i ülkemizde gerçekleşmiştir.

İş Kazaları Sebepleri, Güvenlik Kültürü ve Yüksekte Çalışmalarda İSG

Türkiye, iş kazaları ve meslek hastalıklarının en yüksek olduğu ülkelerinden birisi. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) iş kazaları ve meslek hastalıklarına ilişkin 2014 yılı istatistiklerine göre 2014 yılında 221 bin 366 iş kazası yaşandı, 494 meslek hastalığı tespit edildi. Bunların 1.626’sı ölümle sonuçlandı. 2013 yılı sonuçları ile karşılaştırıldığında; meydana gelen iş kazalarında yüzde 15 artış görüldü. Resmi kayıtlara girmeyen iş kazaları ya da meslek hastalıkları nedeniyle ölen ve sakat kalan çalışanların sayısını tahmin edebilmek ise neredeyse imkânsız. İş kazaları, çalışma hayatında karşılaşılan en önemli sorun alanlarından biridir. Dünya genelinde her yıl ortalama 1,2 milyon insan iş kazaları nedeniyle yaşamını kaybetmektedir. İş kazaları, Türkiye’de de önemli bir sorun olarak varlığını devam ettirmekte ve farklı sektörlerde çalışan binlerce kişi her yıl hayatını kaybetmektedir. İş kazalarının önlenmesi için, geçmişten günümüze pek çok yasal ve kurumsal düzenleme yapılmıştır. Ancak yapılan bu düzenlemelerin çok fazla başarıya ulaşamadığı meydana gelen iş kazası istatistiklerinden anlaşılmaktadır. Bu kazaların % 80-95’inin çalışanların güvensiz davranışlarından kaynaklandığı ifade edilmektedir. Bu yüzden, iş kazalarının önlenmesi konusunda, bir davranış düzenleyicisi olarak kabul edilen “kültür”ün önemi yadsınamaz.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) iş kazasını “önceden planlanmamış, çoğu zaman yaralanmalara, makine ve teçhizatın zarara uğramasına veya üretimin bir süre durmasına yol açan olay” olarak tanımlamaktadır. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ise iş kazasını "belirli bir zarar veya yaralanmaya yol açan, önceden planlanmamış beklenmedik bir olay" şeklinde tanımlamaktadır. Her iki tanımda da iş kazası, beklenmeyen veya planlanmayan, sonucunda insana ve üretim sürecine zarar veren bir olay olarak belirtilmiştir. İş kazalarının en önemli sonucu, iş kazasına uğrayan kişinin yaşamını yitirmesi, geçici veya sürekli iş göremez duruma gelmesidir. İş kazaları, işçinin sağlığı ve güvenliği ile işletmenin üretim sürecini doğrudan veya dolaylı olarak etkilediği gibi, sonuçları bakımından toplumu da etkilemektedir. Bunun nedeni, iş kazalarının işçi, işveren, ülke ekonomisi ve toplum açısından önemli sosyal ve ekonomik maliyetler yaratmasıdır.

Türkiye’de iş kazaları farklı açılardan ele alınıp incelenmiştir. Bu çalışmalardan birinde Türkiye’de 1980–2005 yılları arasında yaşanan iş kazalarını farklı değişkenlere göre analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, iş kazasının yoğun olduğu yaş grupları 25 ile 34 yaş arasıdır. Çalışma saatlerine göre iş kazaları 1. iş saatinde yoğunlaşmaktadır. İşyerinde çalışan sigortalı sayısı açısından ise, 501–1000 ile 1001 ve daha fazla çalışanın olduğu işletmelerde iş kazası en az düzeydedir. Araştırmacılara göre, bu bulgu gerek yasal yükümlülüklerden gerekse iş güvenliği kültürünün büyük ölçekli işyerlerinde daha iyi yerleşmesinden hareketle, iş güvenliği yönetim sistemlerinin uygulanmasının iş kazalarını azalttığını göstermektedir. Yapılan araştırmalar iş kazalarının % 97’sinin önlenebilir nitelikte olduğunu, önlenemez kazaların % 3 oranında olduğunu göstermektedir. İş kazalarının önlenmesi için, iş kazaları henüz ortaya çıkmadan önce tehlikenin kaynağında kontrol altına alınması, riskleri asgari düzeye indirecek şekilde çalışma sistemlerinin ergonomik tasarımı, kişisel koruyucu ekipman kullanımının sağlanması ve yaygınlaştırılması ve en önemlisi de örgüt yönetimi ve çalışanlar tarafından konunun sahiplenilmesi önem taşımaktadır. Bu noktada, güvenlik kültürünü oluşturmak ve geliştirmek, iş güvenliği ile ilgili çalışmaları maddi bir külfet, zaman ve faaliyet kaybı olarak gören düşünceyi yıkmak gerekmektedir.

Yüksekte çalışmaya ilişkin güvenlik kuralları

Yaşanan iş kazalarının önünü kesmek için, yeni yönetmelikler çıkarılıyor ya da mevcut yönetmelikler üzerinde değişiklikler yapılıyor. İş kazalarının en çok yaşandığı alanlardan biri, bizim de içinde bulunduğumuz inşaat sektörüdür. İnşaatlarda meydana gelen kazaların birçoğu yüksekten düşmekten kaynaklanıyor ve maalesef ölümle sonuçlanıyor. Dikey yapılaşmanın vazgeçilmez unsurlarından olan asansörleri inşa ederken meydana gelen iş kazaları azımsanmayacak düzeydedir. İş Güvenliği Yönetmeliğinde yapılan son değişikliklerde de inşaatlarda kurulan iskelelere ve yüksekte çalışma konusuna yer verilmiş.

Fakat yönetmelikte belirtilen kurallar genel olarak ana hatları ilgilendiriyor. Örneğin ahşap iskeleler için alınması gereken tedbirler belirtilmiyor. Hâlbuki ahşap malzemeler kar, yağmur ve güneşten etkilenerek zamanla güvensiz hale gelebiliyor. Birçok Avrupa ülkesinde iskelelerin, işçi kendisi aşağıya düşmek istese bile düşemeyeceği kadar güvenli olması gerektiğiyle ilgili kurallar bulunuyor.

Bunların dışında güvenlik uygulamalarının nasıl olması gerektiğine de değinecek olursak şu ifadeler ortaya çıkıyor:

  • Yüksekte çalışırken hangi donanım, sistem ve ekipmanın kullanılacağı net olarak belirtilmelidir.
  • Yüksekte çalışmayla ilgili eğitimler verilmeli, yüksekte çalışma alanında yapılan denetimler sıklaştırılmalıdır.
  • Yüksekte çalışma için Avrupa ülkelerinde olduğu gibi ayrı bir yönetmelik çıkarılmalıdır.
  • Meydana gelen ve ölümle sonuçlanan iş kazalarının pek çoğunun yüksekten düşme nedeniyle oluştuğu göz önünde bulundurularak, zemin boşluklarının kapatılması, güvenlik korkuluklarının ve ağlarının yapılması ihmal edilmemelidir.
  • Çalışılacak yerde yüksekten düşme riski bulunuyorsa planlama yapılmalı, düşmenin engellenmesine yönelik önlemler çalışma başlamadan alınmalıdır.

Bir işletmede iş güvenliği yaratmada anahtar rol oynayan “iş güvenliğini destekleyen ve öncelik veren bir yönetim bağlılığı oluşturmak ve “işçi katılımını ve güvenli davranışı desteklemek” gerekmektedir. İşçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda devlet, işletmeler ve sendikalar kendi üzerlerine düşen görevleri yerine getirmede ne kadar istekli ve gayretli olsalar da bu çabalar işçiler tarafından benimsenmez ve desteklenmezse istenen sonuçlara ulaşılamaz. Bu nedenle işçiler de kurallara uymalı, alet ve makineler hakkında yeterli bilgiye sahip olmalı, eğitim faaliyetlerinden olabildiğince yararlanmaya çalışmalı, yapılan eğitim çalışmalarının önce kendi yararına olduğunu düşünerek eğitim çalışmalarından olabildiğince yararlanmaya çalışmalıdırlar.

TASİAD olarak düzenlediğimiz eğitimlerde ve sosyal medya üzerinden verdiğimiz mesajlarda İSG’nin önemine vurgu yapıyoruz. Asansör sektöründeki uygulamalarda yapılan risk analizleri ve alınan önlemlerin yeterli olmadığını her platformda söylüyoruz. Bu önlemlerin doğru uygulaması noktasında inşaat sektöründe iş yapan müteahhitlerimizin sorumluluk bilincinde olması gerekir. İnşaatların yapım aşamasına başlamadan plan ve projelerinin çiziminde alınacak önlemler belirlenmeli ve uygulamada sıkı kontrol altına alınmalıdır.

Firmalarda güdülen İSG politikalarında güvenlik kültürü oluşturmak birçok açıdan önem arz etmektedir. Önce ülke düzeyinde sonra her işletme düzeyinde etkin bir iş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemi oluşturulması için çalışmalar yapılmalıdır. Gelişen teknoloji ve sanayileşme ile birlikte işçilerin çalıştığı kötü çalışma koşulları iş güvenliğini ve işçi sağlığını tehdit ettiği gibi toplum sağlığını da etkilemektedir. Bunun önüne geçilebilmek için, işyerleri yoğun denetimlere tabi tutulmalı, eğitime önem verilmeli, tıbbi kontroller yapılmalı, iş kazaları ve meslek hastalıklarının azaltılabilmesi için gerekli yan bilim dallarından faydalanılmalı, iş yerlerinde ergonomik çalışma ortamları yaratılmalıdır. İş güvenliği sayesinde çalışanların sağlık ve sosyal yönden yıpranması önlenir. İşe gelmeme ya da geç gelmeler minimize olur. Çalışanlarda oluşan moral ve motivasyon sayesinde iş memnuniyeti sağlandığı için üretim kalitesi artırılmış olur. Verimlilik ve kârlılık artar, rekabet artar, kalifiye eleman sayısı artar, çalışanların ve toplumun yaşam kalitesi artar.