Hayat mücadeleden ibarettir! (M.Kemal Atatürk)

Yayın TarihiTemmuz-Ağustos, 2018 İsmail Yıldırım Yazdır

Haziran ayının en önemli olaylarından biri de bence, üniversitelerin düzenledikleri mezuniyet törenleridir. Haziran ayında binlerce öğrenci üniversitelerden mezun olarak hayata ilk adımlarını atıyorlar. Tabir yerindeyse mezun olan öğrencilerin her biri için Haziran ayı kanat takıp yeni bir hayata uçma vakti oluyor.

Nitelikli insan her şeydir!

Hiç düşündünüz mü? Asansör sektöründe yüzlerce hatta binlerce firma var; bu firmalarda, Boğaziçi, Koç, Sabancı, Özyeğin ya da burada adını yazamadığım kaliteli Üniversite mezunlarından kaç kişi çalışan vardır acaba?

Peki, neden yok?

Ülkemizde, 200 adedin üzerinde üniversite varken ve her yıl binlerce öğrenci mezun olurken nitelikli insan gücümüz neden birkaç üniversiteyle sınırlı kalıyor? Bu sorun, bugün hala ciddi bir eğitim politikasına ihtiyacımızın olduğunu gösteriyor.

Koç Üniversitesi’nde mezuniyet töreni.

1154 öğrencinin mezun olup diplomalarını aldığı törende Ömer M. KOÇ öğrencilere sesleniyor: "Büyük önder Atatürk’ün dediği gibi "Hayat mücadeleden ibarettir." Bunu sakın unutmayın. Ancak, bu gerçek sizi gereğinden fazla korkutmasın. Sizler, Cumhuriyet’in ilke ve inkılaplarına sadık, demokrasiye inanan, laik, adil, yenilikçi, kendine güveni tam olan, hür fikirli gençler olarak; memleketimiz ve insanlık için önemli işler yapacak olan yarının liderlerisiniz. Sizler bugün mezun olmanın ve yeni bir hayata başlamanın heyecan ve coşkusu içindesiniz. Bizler ise bir kez daha mezuniyet heyecanınıza ortak olmanın gururunu ve sevincini yaşıyoruz. Sizler gibi pırıl pırıl, iyi yetişmiş genç insanları topluma kazandırdığımız için de bir o kadar mutluyuz.’’

Sabancı Üniversitesi’nde mezuniyet töreni.

Daha önce oğlumun mezuniyet törenine katıldığım için buradaki havayı, oluşturulan ambiyansı çok iyi biliyorum; Sabancı Üniversitesinde mezuniyet töreni gerçekten bir başkadır. Açık amfi alanda yapılan törende canlı müzik dâhil her ayrıntı düşünülmüştür. Her anınızın mükemmel geçmesi için çalışıldığı izlemini hemen hissedersiniz. Heyecan duymamak mümkün değildir. Ortam bir festival alanı gibi canlıdır. Gündüz başlayan tören göl kenarındaki bahçede yemek ikramıyla geç vakitlere kadar sürer ve herkeste tatlı unutulmaz bir anı olarak kalır.

Dünya vatandaşısınız!

Güler SABANCI’nın öğrencilere hitabı ise şu şekildeydi: "Ben 1978 yılında mezun oldum. O günün dünyasıyla bugünün dünyası çok farklı. Teknoloji sayesinde insanlığın dönüşümlerinden birine tanıklık ediyoruz. 3 boyutlu cihazlarla üretilecek insan organlarını konuşuyoruz. Sanayi 4.0 ile bir dönüm noktasındayız. Ülkemizde okullaşma oranı arttı ama eğitim sistemimizdeki sorunlar tamamen aşılamadı.

Türkiye’de ve dünyada son yıllarda artış gösteren farklı düşüncelere saygı göstermeme, kendi gibi olmayana, artan hoşgörüsüzlük gibi son derece tehlikeli gelişmeler var. Ben önümüzdeki yıllarda hem dünyada hem de ülkemizde insan hakları açısından daha iyi yılların geleceğine inanıyorum. Çünkü sizlere verdiğimiz eğitime güveniyorum. Sizler her konuyu sorgulayan bir zihinle ele alan, bilimin ve bilginin gücüne inanan, Atatürk’ün de istediği gibi, ‘’Fikri hür vicdanı hür gençler’’ olarak yetiştirildiniz. Bugün birçok işi yapabilen akıllı robotlar var. Ama robotu yapan, onun her zaman bir adım ötesinde olan, bilgiyle donanmış, verilere karar veren, sorgulamayı bilen, daha iyi bir gelecek için hayal kuran ve en önemlisi de bilinçli, vicdanlı ve duyguları olan, akıllı insanlar var. İnsan gibi robotların yapıldığı dönemde, sakın ha robot gibi insan olmamalısınız! Duygularınız, düşünce ve muhakemenizin ayrılmaz bir parçası olmalı."

Güçlü Cumhurbaşkanı, Güçlü Meclis!

Şehrin hemen her önemli noktasında olabilecek en büyük puntolarla yazılmış "Güçlü Cumhurbaşkanı güçlü Meclis." Sloganının ne anlama geldiğini ve Türkiye geneli düşünüldüğünde bu sloganı asma maliyetinin kaç TL olabileceğini kendime sordum! Sordum, çünkü; hiçbir kanalda bu sloganın ne anlama geldiği konuşulmadı ve maliyeti konusunda da bilgi verilmedi!.

Ben bunun; 24 Haziran seçiminde %51 ile Cumhurbaşkanı seçilmek, seçilen Cumhurbaşkanı’nın başkanı olduğu partinin de mecliste mutlak çoğunluğa sahip olması gerektiği anlamına geldiğini anladım.

Bence bu durum; ama bakın muhalefet de var söylemine rağmen, 1950 öncesindeki tek parti dönemi benzeri bir durumdur ve ancak, Türk tipi bir demokrasi anlayışıyla anlatılabilir...