Gerçek Ötesini Tercih Etmek!

Yayın TarihiKasım-Aralık, 2018 Yazdır

Türkiye’de ilk kez Mahvi Eğilmez (YMM, yeminli mali müşavir) yazmıştı Gerçek Ötesi Tercih konusunu, toplumumuzu anlatan yanı ilgimi çekmişti.

Paylaşmak istedim. Gerçek Ötesi Tercih, Ralph Keyes’in ‘’Hakikat Sonrası Çağ’’ kitabında şu satırlarla derinlik kazanıyor; “ Beyaz yalan dostu bir çağda yaşıyoruz. Diğerlerini aldatmak bir nevi boş zaman faaliyetine dönüşmüş durumda. Şu konuda ikilemdeyiz: Bir yandan kendi yalanlarımıza bahane bulurken diğer yandan yalancılığın bu kadar yaygın olması karşısında dehşete düşüyoruz.”

Gerçek Ötesini Tercih Nedir?

Kısaca; kendi inancına, düşüncesine uygun görüşleri alıp ötekileri dinlememe olarak tanımlanabilir.

Carnegie Mellon Üniversitesi’nin sosyal bilimler ve karar alma bölümünden Russell Golman, David Hagmann ve George Loewenstein, 2016 yılında bir dergide yayınladıkları makalede “gerçek ötesini tercih” sorununu ortaya koydular. İnsanların önemli bir bölümünün kendi inandıklarını gerçek, onun dışındakileri yalan olarak kabul etme eğiliminde olduklarını, kendi görüşlerine uygun olan bilgiyi alıp ondan ötesini dinlememe ya da okumama eğiliminde olduklarını ileri sürüyorlar. İnsanlar bunu yaparken güvenilir kaynak olarak kabul ettikleri kaynaklardan gelen bilgileri doğru kabul ettiklerini, onun dışındaki kaynaklardan gelen bilgileri yalan olarak kenara ittiklerini savunuyorlar.

Beyaz Yalanlar ve Toplum!

İnsanların kendilerini ve toplumu bir takım yalanlara inandırmaları, o sorunun çözümü için doğru adımları atmaktan uzak durmaya yol açıyorsa o zaman konu beyaz yalan kapsamını çok aşar ve iş kara propagandaya dönüşür. Tarih sürecinde gerçek ötesi, en yaygın ve etkili biçimde Nazi Almanya’sında kullanılmıştı. Uzunca bir süre Nazi propagandası altında kalan insanların çoğu da söylenenlere inanmayı, aynı konuda başka kaynaklara bakmamayı tercih etmişlerdi.

Sağduyu Nedir?

İnsanların büyük çoğunluğu, konulara, olaylara, sorunlara objektif bir yaklaşımla bakacak donanıma sahip değildir. Sağduyu bireye doğruyu bulmakta yol gösterici olur.

Rene Descartes, sağduyuyu şöyle tanımlıyor; ‘’doğru ile yanlışı birbirinden ayırma ve doğru yargılama gücü’ Ancak, sağduyu büyük ölçüde donanım ve bilgi gerektiriyor. Yeteri kadar donanımı ve bilgisi olmayan bireylerin kendi deneyimleri veya geçmişten gelen deneyim öykülerinden yararlanarak sağduyu ile doğruyu bulduğu görülse de bu çok yaygın bir şey değildir.

Gerçek Ötesi Tercih ve Zararları!

Gerçek ötesini tercihiyle birey yanlış yollara sapabilir, kandırılabilir, hayal kırıklıklarına uğrayabilir. Ancak bir toplum, çoğunlukla gerçek ötesini tercih ediyorsa orada sorunların gerçek çözümleri bulunamaz. Toplum her şeyin iyiye gittiğini zannederken bir de bakılır ki bir facia ile karşı karşıyayız.

Gerçek Ötesi Tercih ve Siyasiler!

Bir toplumun gerçek ötesini tercih etmesi, siyasetçiler için bulunmaz bir fırsattır. Gerçek ki; gerçekler acıdır. Çok insan, toplum gerçeğin kötü yüzünü görmek yerine, hiç bile değilken işlerin iyi gittiğine inanmak isterler ve bu bir siyasetçinin gücünü pekiştirmesi için istediği en uygun ortamdır. Böylesi bir tercih elbette uzun vadede toplumun aleyhine, zararına olacaktır.

En Hakiki Mürşit ilimdir!

Mürşit, anlam olarak doğru yolu gösteren, kılavuz olan demek. Buna göre, bireyin ve toplumların hayatında en gerçek yol gösterici, en yanılgısız kılavuz bilimdir.

Hakikat şu ki; gerçek ötesini değil, gerçeği öğrenmenin yolu bilimden geçer. Eğitim sistemi bilime dayanmayan bir toplum gerçeklerin yerine gerçek ötesini tercih edebilir. Çünkü gerçek bilimdir. Gerçek ötesini tercihse bilimden kopmak, uzaklaşmak demektir. Eğer bir toplum bilimden koparılmışsa o toplum genellikle, gerçek ötesini tercih eder ve geriye gidiyor demektir.