EEMKON 2017 Kongresi

Yayın TarihiOcak-Şubat, 2018 Yazdır

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası adına İstanbul Şubesi tarafından 16-17-18 Kasım 2017 tarihlerinde İstanbul Harbiye Askeri Müze Kültür Sitesi’nde “Elektrik Elektronik Mühendisliği Kongresi 2017 (EEMKON 2017) düzenlendi.

Bu yıl ikincisi düzenlenen kongre, Grup Napolyon‘un konser ve dans gösterisiyle başladı. Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı Mehmet Turgut, EMO İstanbul Şube Yönetim Kurulu Başkanı Erol Celepsoy, EMO Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Önder, TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Göltaş’ın açılış konuşmalarını yaptığı kongrede, ülkemizin istihdam, sanayileşme ve eğitim sorunlarına dikkat çekildi. Bilimsel eğitimin gerekliliği vurgulanan konuşmalarda, mühendislerin istihdam sorunları da gündeme getirildi.

Biyomedikal Mühendisliği, Kent ve Elektrik, Elektronik Sanayi, İletişim Teknolojileri, Elektrik ve Kontrol Mühendisliği, Enerji Politikaları, Mühendislik Eğitimi olmak üzere yedi sempozyumdan oluşan etkinlik, 8 ayrı salonda yapıldı. Panel ve Oturumlara ek olarak Endüstri 4.0 ve Nükleer Santraller-Japonya Örneği ortak oturumları düzenlendi. Ayrıca firmaların yeni ürün ve teknolojilerinin tanıtımını sağlayacak sergi alanında da 20’den fazla firma yer aldı.

EEMKON Düzenleme Kurulu Başkanı Mehmet Turgut, alanındaki en kapsamlı ve en iddialı kongre olarak nitelendirdiği EEMKON`un hızlı gelişim gösteren elektrik, elektronik, kontrol, elektronik haberleşme ve biyomedikal mühendisliği alanlarında yeni gelişmelerin paylaşılacağı, geleceğe ilişkin politikaların tartışılacağı değerli bir platform sunacağına dikkat çekti. Turgut, EEMKON 2017 Kongresi için yurtiçi ve yurtdışından çok değerli aydın, akademisyen, öğretim görevlilerinin, üniversitelerin, belediyelerin, kamu kuruluşlarının, basın yayın organlarının katkılarını aldıklarını ifade ederek, yapılan hazırlıklar hakkında da kısa bilgi verdi.

Özerk Üniversite, Bilimsel Eğitim Vurgusu

EMO İstanbul Şube Yönetim Kurulu Başkanı Erol Celepsoy, açılış konuşmasına Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO`nun 72. kuruluş yıldönümü olduğunu anımsatarak başladı. UNESCO`nun tanınmış programlarından birisi olan “Sürdürülebilir bir gelecek için bilim” hedefinin; sadece piyasa koşullarına mahkum edilmemiş, özgür tartışma ve yaratma ortamına ihtiyaç duyduğunu ifade eden Celepsoy, “Demokratik ülkelerde devlet, bilime bu olanağı sağlar ama ona müdahale etmez, aksi takdirde ne o bilim bağımsızdır ne de o ülke demokratiktir. Ülkemizde üniversitelerin özerk, eğitimin parasız, nitelikli ve yaygın olduğu dönemler ne yazık ki geride kaldı. Adında ‘bilim` sözcüğü geçen özerk kuruluşlar, bugünkü siyasi iktidarın açık ve kapalı operasyonlarıyla kendisine bağımlı hale getirildi” diye konuştu.

Endüstri 4.0`la insanlık yararlı bir noktaya evrilebilir

EMO Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Önder, kongrede meslek ve ülke gelişimi ile ilgili kapsamlı oturumlar, paneller ve forumlar gerçekleştirileceğine dikkat çekerek, etkinliği hazırlayan EMO İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu ve çalışanlarına, destek veren kurum ve kuruluşlar ile emeği geçenlere teşekkür etti.

Kongre kapsamındaki sempozyumların tümünün ortak paydası olarak nitelendirilebilecek Endüstri 4.0 konusunun, açılışın ardından özel bir oturumda ele alınacağını anımsatan Önder, “Sermayenin kriz sürecinde çıkış noktası olarak gördüğü ve teknolojik gelişmeler açısından devrim olarak nitelendirilen Endüstri 4.0`ın insanlığa yararlı bir noktaya evirilebilmesi için istihdam ve sanayinin gelişim politikalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir” dedi.

“64 Yıllık Çağdaşlaşma Öyküsü: TMMOB”

TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Göltaş ise, anayasal bir kuruluş olarak 18 Ekim 1954`te kurulan, Türkiye`deki 520 bini aşkın mühendis, mimar ve şehir plancısının mesleki, demokratik kitle örgütü olan TMMOB`ye bağlı 24 oda olduğunu anımsattı. Göltaş, “Bilimsel düşüncenin başta eğitim olmak üzere teknoloji, üretim, sanat ve siyaset ile yoğrulduğu, aydınlanmaya, çağdaşlaşmaya dair 64 yıllık yol öyküsüdür aynı zamanda TMMOB`nin adı” diye konuştu.

TMMOB`nin meslektaşlarının mesleki, ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimlerini sağlamanın yanı sıra mesleki birikimlerin toplum yararına kullanılmasını da amaç edindiğini vurgulayan Göltaş, bu doğrultuda meslek alanlarıyla ilgili tüm konularla yakından ilgilenerek, halkın çıkarları doğrultusunda görüş oluşturmaya çabaladıklarını kaydetti.

TESİD`ten 2023`e Hedefler

Türk Elektronik Sanayicileri Derneği (TESİD) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sıddık B. Yarman, TESİD`in üretim yapan yerli sanayici ile Ar-Ge yaparak ürünlerini ortaya koyan, ürünlerini dünya piyasalarına sunan tüm sanayicilerin bir araya geldiği bir dayanışma örgütü olduğunu belirtirken, “EMO ile doğal bir bağımız var. İşverenler ile iş görenler arasındaki bağlantıyı da temsil ediyoruz” dedi.

TESİD`in çalışmaları ve ülkemizin sanayi gelişmesine ilişkin bilgi ve değerlendirmelerini paylaşan Yarman, son dönemde siber güvenlik ve endüstride sayısal devrime yoğunlaştıklarını belirtirken, “Vizyonun gelişmesi, devlet yaklaşımının belirlenmesi yönünde katkılarımız oldu, bu konudaki toplantılara katkı verdik. Son 5 yıllık kalkınma planında da katkı vermeye devam ediyoruz” dedi. TESİD`in Ocak ayında yapılacak olan “Yenilikçilik Yaratıcılık Ödülleri” törenine EMO`yu ve mühendisleri davet eden Yarman, “İleri teknolojilerde araştırma, geliştirme, teknoloji geliştirme çalışmaları, ürünlerin geliştirme süreci, yenilikçiliğin ticarileştirilmesi olmazsa olmazlarımız içerisinde” diye konuştu.

Prof. Yarman, 2035 yılına kadar elektronik sektöründe üretimin ortalama yüzde 13 artmasını, ihracatın da yine yüzde 13 büyümesini öngördüklerini belirtirken, ithalatın bu sektör için olmazsa olmaz konumda bulunduğuna dikkat çekerek, ithalatta da yüzde 12 artış olacağı öngörüsünü paylaştı.

Üç gün boyunca süren kongre ve sergilerde, Enerji Politikaları ve çalışmaları TTB ile ortak yürütülen Biyomedikal Sempozyumları kapsamında dört yabancı konuğun yanı sıra üniversitelerden, kamu kurum ve kuruluşlarından, özel sektörden konuşmacılar yer aldı.

Kent Mimarisinin Vazgeçilmezi Asansörler

Türkiye’de ve dünyada hızla gelişen elektrik, elektronik ve biyomedikal mühendisliği alanlarındaki yeniliklerin paylaşıldığı, EEMKON 2017’de bu yıl, Kent ve Elektrik oturumunda “Kent Mimarisinin Vazgeçilmezi: Asansörler” konulu bir de panel gerçekleştirildi.

GTS Asansör Genel Müdürü Fevzi Yıldırım’ın moderatörlüğünde başlayan panelde Mitsubishi Asansör’den Elektrik Mühendisi Selim Dağdoğan, Arkel Elektronik Yönetim Kurulu Üyesi Melih Küçükçalık, Aybey Elektronik Genel Müdürü Melih Aybey, Genemek Genel Müdürü Devrim Gecegezer ve Ziehl-Abegg Türkiye Distribütörü Akantel Elektronik’ten Teknik Müdür Alparslan Temur konuşmacı olarak yer aldı.

“Sektör olarak biz asansör temsilcilerine konuşma imkânı verdikleri için odamıza teşekkür ediyoruz.” diyen Fevzi Yıldırım, “Her biri kendi alanında uzman olan ve sektörümüzün ülkemizde ve de dünyadaki en iyi temsilcileri bugün asansör sektörü hakkında bize bilgiler verecekler.” dedi.

Değişken Hızlı Asansör Teknolojisi

Fevzi Yıldırım’ın gerçekleştirdiği açılış konuşmasına müteakip Selim Dağdoğan söz aldı. Değişken Hızlı Asansör Teknolojisi isimli sunumunu gerçekleştiren Dağdoğan, “Değişken hızlı asansör teknolojisi kabin içindeki yükü sürekli kontrol ederek kabinin yaklaşık dengeli olduğu durumlarda asansör motorunun atıl bulunan, kullanılmayan gücünü kullanıyor” dedi. “Kabin ve karşı ağırlık dengesi sürekli kontrol edilerek anma hızının üzerinde çalışan asansörlerde tahrik sistemi ile ilgili giderilmesi gereken sorunları da hallediyor.” diyen Dağdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü; “Bu konunun geliştirilmesi için asıl çıkış noktası müşteri memnuniyetsizliği. Yapılan istatistiklerde en büyük sorun uzun bekleme süreleri ve diğer ara katlarda asansöre binme zorlukları. Kabin seyir hızları, Kabin seyrinin uzun sürmesi, kabinin dar olması düşük kapı açma kapama hızı gibi birçok sorun gözlemlendi. Bu problemleri gidermek için kabin sayısını arttırarak veya kabin hızını arttırarak da çözüm üretilebilir. Ancak kabin sayısını artırmak kullanım alanını küçültüyor. Ayrıca büyük bir maliyet oluyor. Bunun yanında asansörü hızlandırmak da diğer bir seçenek. Buna baktığımızda ise üst boyutta asansör satın almak daha büyük motor ve daha çok para. Aynı zamanda işletmede de daha büyük enerji sarfiyatına neden oluyor. O yüzden daha çok masraflı olduğu için bu da tercih edilmeyen bir durum.

Buna karşılık Mitsubishi Ar-Ge çalışanları yeni bir fikir ortaya attı. Aslında var olan bir durum. Atıl durumda olan asansör gücünü kullanarak asansörün hızının arttırılabileceği düşünüldü. Böylelikle bekleme süreleri de kısalabilecek. Yani kabin yüküne göre asansörün seyahat hızı belirlenip arttırılabilecek. Bilgisayar simülasyonu sonucunda değişken hızlı asansörlerin verimliliği, duraklarda bekleme zamanı yüzde 12, seyahat zamanı ise yüzde 9 olarak ortaya çıktı. Seyir mesafesi yüksek binalarda ve İnsanların orta yoğunlukta olduğu binalarda da etkili olduğu hesaplandı.”

Asansörlerde Enerji sınıflandırılması

Selim Dağdoğan’dan sonra Melih Küçükçalık söz aldı. Asansörlerde Enerji sınıflandırılması ve verimliliği arttırabilmek için alınabilecek tedbirlerden bahseden Küçükçalık, “Gelişme ve büyümenin kaçınılmaz bir sonucu olan artan enerji ihtiyacı, atmosfere saldığımız karbon miktarını da arttırmaktadır.” dedi. Çalık konuşmasını şöyle sürdürdü; “Karbon salınım artışının önüne geçmenin bir yolu yenilenebilir enerji kaynaklarını devreye sokmaktan geçerken bir diğer önleyici tedbir ise kullanılan enerjinin en verimli şekilde tüketilmesi ve gereksiz karbon salınımlarının azaltılmasından geçmektedir. Bu konuda asansör ve taşıyıcı bantlar ile ilgili çalışmalar 2005 yılından sonra ağırlık kazanmış. Alman mühendisler birliğinin 2009’da yayınladığı VDI14707 firmalar için bir yol gösterici olmuş, ISO25745’in yayınlanması ile de asansörleri enerji tüketim ölçümü ve sınıflandırılması konusunda uluslararası ortak bir norma kavuşulmuştur.”

Küçükçalık, “Toplam elektrik ihtiyacının yüzde 30, yüzde 40 kadar bir kısmını bina ihtiyaçları oluşturmaktadır. Binada harcanan enerjinin ise yüzde 2, yüzde 10 kadarı ise asansörler tarafından kullanılmakladır. Bu azımsanamayacak bir orandır. Dikey yapılaşma sebebi ile asansörlerin bina tüketimindeki payı da artmaktadır. Asansörlerde alınacak basit tedbirlerle yüzde 50’ye yakın enerji tasarrufu yapmak mümkün, yani 12-25 Mtoe (139560-290750 GWh) kadar bir enerji tasarrufu mümkün. Akkuyu nükleer santralinin 4 reaktörünün toplam 19.2GWh’lik kurulu güce sahip olduğunu düşünürsek, 4 reaktör hiç kesintisiz 19,2 x 24 X 365 168192 GWh yıllık güç üretebilecek. Enerji verimliliğini artırarak, kurulacak olan en modern 1 veya 2 nükleer santralden, 1MWh gücünde 15 - 33 bin rüzgâr türbininden veya 70-145 milyon metrekare güneş panelinden tasarruf sağlanabilir.” diye konuştu.

Asansör kumanda sistemleri ve Afetlerde Asansör Davranışları

Aybey Elektronik Genel Müdürü Melih Aybey, Asansör kumanda sistemleri ve Afetlerde Asansör Davranışları isimli sunumunu gerçekleştirdi. İlk olarak Asansör kumanda sistemi hakkında bilgiler veren Aybey, Slaytlar eşliğinde kumanda tablosunun işlevleri ve görevlerinden bahsetti. Sunumun ikinci kısmında ise doğal afetlerde ve yangın, deprem gibi durumlarda asansör nasıl çalışır veya İtfaiyeci asansörü nasıl çalışır konusunda bilgiler aktardı.

Bir deprem sırasında asansörler ne yapar diye soran Aybey konuşmasını şöyle sürdürdü, “Bir deprem sensöründen uyarı geldiğinde asansör hızına göre ilk katta durur ve kapılarını açar. Ondan sonra da hem asansörün çalışmasına izin vermez hem de kapıları açık şekilde bekler. Yangın anında ise asansörün 2 değişik standardı var. Bunlar EN 81- 73/72’dir. EN 81-73 normal bir asansörün insanlar içindeyken yangın anında ne yapacağını gösterir. Böyle bir durumda yangın çıktığı zaman asansör derhal önceden tanımlanan yangın tahliye katına gider. Ters yönde ise yönünü değiştirir yine o kata gider. Kapılarını açar ve harekete izin vermez. İtfaiyeci asansörü ise yüksek binalara, gökdelenlere klasik itfaiyeci mantığıyla kurtarma hizmeti yapılması mümkün olmadığı için gereklidir. İtfaiyeci merdiveninin o yüksekliklere çıkamaması, çıksa bile rüzgârın etkisinden dolayı işleri zorlaştırmaktadır. Yeni gelişen bir sistemdir itfaiyeci asansörleri. Yangın anında kullanılarak insanları tahliye etmesine yarıyor. Bu asansörler oldukça özel bir asansörlerdir. Su içerisindeyken bile çalışmak zorundadır. Kabin su içine batarak 1,5 metreye kadar çalışabilmeli. Özel merdiveni olmalı, güç kaynağı ayrı olmalı vs. gibi özellikleri olan özel bir sistemdir. Ama en önemlisi özel bir holü olmalıdır. Yangın gelse bile bu holden dışarı çıkamaz. Özel bir bölümdür.” dedi.

Yolcu asansörleri için erişilebilirlik

Melih Aybey’den sonra Genemek Genel Müdürü Devrim Gecegezer kürsüye geldi. “TS EN 81-70 Engelliler dâhil yolcu asansörleri için erişilebilirlik Standardının buton ve gösterge panellerindeki etkileri” isimli sunumunu gerçekleştirdi. “Konumuz Asansörlerin erişilebilir olması” diyen Gecegezer, çevremizdeki mimari unsurların belli bir standarda uygun olması lazım ki kullanabilelim dedi. Gecegezer konuşmasını şöyle sürdürdü; “Aynı şekilde asansörler de bu standarda tabii. Bu erişilebilirliğin adı da EN 81-70. Burada sadece engelliler değil bu herhangi birisi için de adanmış standart. Bu asansörün kullanım standardını belirliyor. Tabi bu minimum olması gerekenleri sağlıyor. Siz daha iyisini yapabilirsiniz.” dedi.

Müşterek kumanda sistemi ve kabin buton panelindeki yükseklik sınırlamaları hakkında da bilgiler veren Gecegezer, durak yerleşimlerine göre buton sıralamalarında dikkat edilmesi gerekenlerin de altını çizdi. Gecegezer; “EN81-70’in amacı asansörü herkes tarafından kullanılabilir hale getirmektir. Volkswagen skandalının benzeri ülkemizde de yapılıyor. Butona bastığınızda butonun çalıştığını anlamıyorsunuz. Gören insan LED ışıklardan bunu anlayabiliyor. Peki, göremeyen insan bunu nasıl anlayacak? Buton basınca ötmeyecek, buton asansör kayıt tutulduğunda ötecek.” diye konuştu.

Devrim Gecegezer, son olarak, “Aynı zamanda butonlarda braille alfabesi olması gerekir. Dokunmayla hissedebilen şekiller ve sembollerin yani görme engelliler alfabesinin olması gerekiyor.” diyerek konuşmasını tamamladı.

Dişlisiz Asansör Motorları ve VVVF Kullanımı

Son olarak Ziehl –Abegg Türkiye Distribütörü Akantel Elektronik’ten Teknik Müdür Alparslan Temur konuşmasını yapmak üzere kürsüye geldi. Dişlisiz Asansör Motorları ve VVVF Kullanımı isimli sunumunu gerçekleştiren Temur, Dişlisiz Asansör makinalarının Motor temel yapısı, inverter seçimi, Avantajları ve dezavantajları gibi konular hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Slaytlar eşliğinde gerçekleştirdiği sunumunda Senkron motorlar ve Eski dişli makineler hakkında da bilgiler veren Temur, Kontrol sistemi ve Pano uyumu, VVVF seçimi ve Bağlantılar son olarak da güvenlik detaylarını anlattı. Panel boyunca interaktif bir şekilde geçen etkinlikte sık sık katılımcıların soruları da cevaplandırıldı. 🌐