Bizden kısa kısa!

Yayın TarihiMart-Nisan, 2018 İsmail Yıldırım Yazdır

Türkiye’deki girişimcilik ekosistemi her geçen gün hızla büyüsede dünya ile kıyaslandığında girişimcilere yapılan yatırımlar standartların oldukça altında kalıyor. Yapılan bir araştırmaya göre dünyanın girişimci üsleri olarak bilinen ülkelerinde ( İsrail, ABD, İsveç, İrlanda, Finlandiya..) kişi başına düşen yatırım miktarı ortalama 100 Euro civarında, Türkiye’de kişi başına düşen yatırım oranıysa 1 Euro’nun çok altında, yanlızca 0.4 Euro..

Fabrikalar değil Cezaevleri açılıyor!

Türkiye uğraştığı işlere bakılırsa, dünyanın gittiği yeri ve değişimin hızını anlamış görünmüyor! Toplum hızla ayrışıyor, 15 yıldan bugüne sanayi üretimi git gide düşüyor, fabrikalar kapanıyor buna karşın cezaevleri açılışlarında artış var!

Türkiye’de sanayi üretimi düşüyor bunun bir sonucu olarak da fabrikalar kapanıyor, ceza evleri artıyorsa, ülke iyi yönetiliyor demek doğru olmaz.

Dünyada var olan iyi örnekler ve yaşanmış deneyimlerin ortaya koyduğu gerçekler göz ardı edilmemelidir;

Özgürlük, Adalet ve Hukukun üstünlüğü,

Bilim ve İnovasyon,

İnsan hakları-Eşit yurtaşlık hakkı ve her konuda şeffaflık sağlanmadığı sürece bir ülkenin gelişmesi sadece hayal edilebilir…

Cahil toplum ve Gelişememezlik!

Cahil toplum demek bir küçümseme değildir sadece o toplumun üretkenliğinin olmaması halidir. Toplumu ileriye götürecek olan; bilim, sanat, felsefe, matematik, sosyal teoriler gibi faaliyetlerin, işçi hakları, insan-kadın hakları mücadelesinin olmaması demektir. Tüm bunlar toplumsal üretimi oluşturan değerlerdir.

Gelişmiş toplumlarda bireylerin talepleriyle yönetime talip olanların taahhütleri birbirini tamamlar. Türkiye için bu durum sadece bir hayaldir. Gelişmiş toplum ancak demokrasi ve bağımsız birey kültürünün gelişmesiyle mümkün olabilir. Bireylere düşen hür düşünceyi, hukuk ve demokrasi kültürünü güçlendirmeye çalışmaktır.

İslam dünyası ülkelerinin geneline bakılırsa; demokrasi, ilim-bilim, teknoloji, insan hakları ve özgürlükleriın olmadığı ya da oldukça yetersiz olduğu görülecektir. Bunu bilen gelişmiş ülkeler ve batı dünyası, Türkiye dahil İslam ülkelerindeki pazar egemenliklerini ellerinde tutuyorlar, her alanda sömürüyü kolayca etkinleştirebiliyorlar.

Türkiye artık; Seçimlerin yapıldığı ancak demokrasinin temel unsurlarının işletilmediği oteriter yönetimlerin egemen olduğu ‘‘hibrit rejimler‘‘ sınıfına dahil olan Rusya gibi, Afrika ve Latin Amerika ülkeleri gibi davranmaktadır.

2017 Referandumu sonrasında insan hakları, hukukun üstünlüğü, basın özgürlüğü, barış süreci gibi önemli değerler, OHAL uygulamalarıyla rafa kaldırılmış 3. Dünya grubunda bir ülke konumuna gelmiştir..

Eğitim - Öğretim Meselemiz!

Eğitimi; aile, çevre ve toplum verir! Okulun verdiği öğretimdir.

Öğretimin iyi olması eğitimin iyi olmasına bağlıdır! Cehalet ve Gelişmişlik ölçeğini toplum için kullanırken ne demek istediğimi sanırım eğitim sistemimiz daha net anlatabilir.

Üniversite öğrenimi öncesinde, bir Türk öğrencinin kelime haznesi 9.000 adet civarındayken bir İngiliz öğrencinin 100.000 adet, bir Alman öğrencinin 90.000 adet civarındadır. Gelişen bir ülkede "inovasyon bir meydan okumadır" derken onu geliştirecek olanlarsa çocuklarımızdır. Kanımca, artık onlara yaptığımız haksızlığın farkında olmamız gerekiyor!

Osmanlı tokadı ve Osmanlının Algısı!

Osmanlı savaşırken, ülkede ne kadar deli, eli-ayağı bozuk gulyabani tipli insan varsa hepsini toplar ordunun en ön safında, düşmanın üzerine sürermiş. Amaç, düşmanın psikolojisini bozmak.

Bu insanları sadece pirinç ve hamur işleriyle besleyip izbandut gibi olmaları sağlanırmış. Özel çalışma salonlarında mermerden yapılmış kolonlara her gün yağlı elleri ile tokat atıp idman yaptırılırmış. Böylelikle elleri zamanla nasır tutar sertleşir, beton gibi olurmuş. Savaş sırasında ordunun en arkasında tutulurlar savaşın sonlarına doğru hızla savaş alanına sürülürler ve bitkin durumda olan düşman askerlerine attıkları tek tokat darbesiyle yere sererlermiş. Tokat attıkları askerlerin yüzleri içeri çöker, çoğu beyin kanamasından ölürmüş..

Arkeolojik kazılar esnasında yapılan araştırmalarda yüz kemikleri ve kafatası kırık, beyne doğru göçmüş insan iskeletleri bulunmuş ve araştırma sonucunda bu sonuca neden olan unsurun Osmanlı’daki tokatçı birliğinin sebep olduğu kanaatine varılmıştır!