Asansör Sektörü Raporu 2019

Yayın TarihiTemmuz-Ağustos, 2019 Yazdır

Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Sanayi ve Verimlilik Genel Müdürlüğü tarafından, Sektörel Raporlar ve Analizler Serisi kapsamında Asansör Sektörü Raporu 2019 yayımlandı.

Türk Asansör Sektörünün en önemli projeksiyonlarından biri olarak yayımlanan Asansör Sektörü Raporu, 2019 yılına ait önemli verilere ışık tuttu. Asansör sektörünün genel durumu ve sektörün son altı aylık değerlendirmesi ana başlıkları altında açıklanan raporda birçok önemli verilerde sektörle paylaşıldı.

Uluslararası yönetmelik ve standartlara uyum sağlanması rekabet gücünü arttırdı

Raporda Türk asansör sektörünün, dünya ekonomisi ve AB ülkelerindeki durumunun, yönetmelik ve standart değişiklikleri ile ilgili geçiş dönemi süresince, sektörün gerekli hassasiyeti gösterip uyum sağlaması, gerek rekabet gücü gerekse yeni pazarlara erişim için büyük önem taşıdığına değinildi.

Yıllara göre periyodik kontrolü yapılmış asansörler

Yine Raporda, 2012, 2013, 2014, 2015, 2016, 2017 ve 2018 yılları için asansör periyodik kontrol sonuçları değerlendirildiğinde; kontrol edilen ve yeşil etiket alan asansör sayısında önemli bir artışın sağlandığı da görülmektedir.

Yurt dışında iş yapan Türk firmalarında artış var

“Son yıllarda yurtdışında montaj, komple (paket) asansör satışı gibi alanlarda da Türk firmalarının çalışmalar yaptığı görülmeye başlanmıştır.” denilen raporda, Türk Cumhuriyetleri, Orta Asya ve AB ülkelerinde asansör montaj işleri yapan firmaların sayısında da önemli bir artış olduğuna değinildi.

Özellikle Afrika ülkeleriyle olan dış ticaretin gelişmesiyle birlikte, Türk asansör firmalarının bu ülkelerdeki yatırımlarının arttığına da dikkat çekildi.

Aksam ihracatında rekabet gücümüz yüksek

Türkiye’den asansör aksamı ithal eden ülkelerin çoğunlukla, AB ülkeleri, orta doğu ülkeleri ve Türk Cumhuriyetleri olduğunun altı çizilirken, uzak doğudan Güney Amerika’ya kadar aksam ihracatı yapılıyor olması da rekabet gücünün kayda değer olduğunun göstergesi olarak belirtildi. Aksam ithalatın da ise uzak doğu kökenli ürünler üzerinde yoğunlaştığına da dikkat çekildi.

Özellikle uzak doğu kökenli ürünlerin ülkemizde kullanımının artışı, Avrupa normları çerçevesinde üretilen ürünlerimize yönelik olumsuz etkisini arttırdığı, bu nedenle, marka değeri ile yurtdışına ihracat kaleminde başarılara sahip firmalarımızın, pazar içerisindeki konumlarını koruyabilmeleri için Ekonomi Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğüne söz konusu ithal ürünlere yönelik anti damping uygulaması amacıyla bireysel başvurularda bulunmaları sektörün geleceği açısından büyük önem arz ettiğine değinildi.

Ayrıca çok uluslu şirketlerle kurulan ortalıklar bu alanda ülkemizde yapılan yatırımları çoğaltmış ve bugün Türk asansör sanayinde yer alan firmaların büyük bir bölümü dünyanın pek çok bölgesine ihracat yapabilme kabiliyetine erişmiş bulunuyor denildi.

Sektörün Türkiye’deki genel durumu

Günümüzde artan konut ihtiyacı ve buna istinaden yürütülen konut yapımının, asansör imalatını da hızlandırdığı belirtilen raporda, son yıllarda kentsel dönüşüm projelerinin de hayata geçirilmesi ile birlikte, sektörde önemli gelişmelerinde yaşandığı vurgulandı.

Ülkemizde asansör sektörünün; aksam imalatı, asansörün tesis edilmesi (montaj) ile bakım ve onarım olarak üç ana kolda faaliyet gösterdiğinin altı çizilen raporda, AB mevzuatına uyum çerçevesinde başlayan belgelendirme faaliyetleri ve asansörlerin periyodik kontrollerine ilişkin yürütülen tüm faaliyetlerin, sektörün gelişimine önemli katkılar sağladığı belirtildi. Bu alanda çalışan yetişmiş kalifiye eleman sayısında da her geçen gün artış yaşandığı da vurgulandı.

Raporda, aksam imalatı, tamamen makine imalatının bir uzmanlık alanı olarak değerlendirilirken, Montaj işlerinin, mühendislik ve müteahhitlik hizmetleri kapsamında olduğu da belirtildi.

Sektördeki üretim eğilimleri ve üretilen başlıca ürünler

Bakanlık tarafından açıklanan raporda, iç piyasada üretilen önemli asansör güvenlik aksamları; hız sınırlayıcı tertibatı (hız regülatörü), güvenlik tertibatı (fren bloğu), hidrolik ve yaylı tamponlar, kapı kilit tertibatları ve kabinin düşmesini veya kontrolsüz hareket etmesini engelleyen tertibatlar olduğu belirtildi.

Ancak hidrolik asansörlerde kullanılması zorunlu olan boru kırılma valfinin, hidrolik güç ünitelerinin, hidrolik basınç kontrol ünitelerinin tedarikinin ithalata bağımlı olduğuna da dikkat çekildi.

Raporda, kabin, makina - motor grubu, tam ve yarı otomatik kabin ve kat kapıları, halat, kumanda kartı, kumanda panosu, kılavuz ray, gösterge elemanları, kata getirme sistemi, kat ve kabin butonyerleri, aşırı yük sistemi, kabin ve karşı ağırlık süspansiyonları, hidrolik silindir, dişlisiz makina, fotosel, hız kontrol cihazları, kumanda sistemleri, paten, sensor, ray konsolları, denge zinciri, şalter, VVVF invertor, halat aparatları, kasnak, sistemler (Makina dairesiz sistemler) gibi diğer ana bileşenlerin tamamı Türk asansör sektörü tarafından yerli ürün olarak üretildiğinin altı çizildi.

Ayrıca genel itibarıyla, Türk asansör sektörünün aksam imalatına bakıldığında elektrik tahrikli bir asansörün tesis edilebilmesinde dışa bağımlılık söz konusu değil iken, hidrolik tahrikli bir asansörün tesis edilebilmesinde ise dışa bağımlılık görülmektedir. Hidrolik tahrikli bir asansörün imalatına bakıldığında hidrolik güç ünitelerinin önemli bir üretim unsuru olarak yer aldığı ve ağırlıkla hidrolik güç ünitelerinin yüzde 90’nı paket ünite olarak ülkemize ithal ediliyor denildi.

Sektörün alt sektörleri ve etkileşim halinde olduğu diğer sektörler

Genel itibarıyla Türk asansör sektörü, aksam üretimlerinin yanı sıra asansör tasarımı ve montajı ile asansör bakım, onarım ve servis hizmetleri gibi alanlarda da faaliyet gösterdiği, hizmet sektörü içerisinde yer alan “Onaylanmış Kuruluşlarla” ve “A Tipi Muayene Kuruluşları” ile yoğun etkileşimin söz konusu olduğu belirtildi.

A tipi muayene kuruluşlarının Bakanlık tarafından yetkilendirilmesine ilişkin usul ve esaslar, Asansör Periyodik Kontrol Yönetmeliği ile belirlenmiş olup 29 farklı A tipi muayene kuruluşunun

Bakanlık tarafından yetkilendirildiği ve kamuoyuna duyurulduğu açıklandı.

Bakanlık raporunda Türk asansör sektörünün doğrudan kentleşme ve buna bağlı olarak gelişim gösteren inşaat sektörü ile sürekli etkileşim halinde olduğuna da değildi. Bu kapsamda ‘önümüzdeki dönemde, Türkiye’deki kentleşme sürecinin hızla devam edeceği dikkate alındığında, inşaat sektörüne paralel olarak, Türk asansör sektöründe de büyümenin devam edeceği kaçınılmaz olacaktır.’ denildi.

Sektörün bölgesel yapısı ve kümelenmeler

Asansör sektörü genel itibarıyla aksam üretimi, asansör tasarımı ve montajı ile asansör bakım ve onarımı gibi 3 ana kolda faaliyet gösterdiğine vurgu yapılan raporda, asansör aksam üretiminin yoğunlaştığı illerde yer verildi. Bu doğrultuda Marmara Bölgesinde; İstanbul, Kocaeli, Bursa illerinde, Ege Bölgesinde; İzmir ilinde, İç Anadolu Bölgesinde ise; Ankara, Konya ve Kayseri illerinde, Akdeniz Bölgesinde; Antalya ilinde, Doğu Anadolu Bölgesinde; Malatya ilinde yoğunlaşmış olduğuna değinildi.

Montajı açısından bakıldığında, 7 coğrafi bölgede 81 ilde faaliyet gösterildiği, bakım işi yapan firmalarında, bağımsız olarak veya İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana, Antalya, Samsun, Trabzon, Konya, Kayseri, Kocaeli, Gaziantep, Diyarbakır gibi büyük şehirlerde kurulmuş olan asansör montaj firmalarının yetkili servisi olarak faaliyetlerini diğer şehirlerde yürüttüğü belirtildi.

Sektörün kapasite kullanımı ve işyeri sayısı ve istihdamı

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı sanayi sicil kayıtlarında yer alan ve yıllık işletme cetveli veren 1.967 adet asansör montaj ve asansör aksam imalat firmasından hareketle, sektöre ilişkin Kapasite Kullanım Oranının (KKO) ortalama olarak yüzde 60 seviyesinde gerçekleştiği açıklandı. Yine raporda sanayi sicil kaydı bulunan asansör montaj ve asansör aksam imalat firması sayısının toplamda 2.778 adet olduğu, Sanayi sicil uygulamaları kapsamında asansör montaj firmalarınca bakanlığa iletilen yıllık işletme cetveli verileri dikkate alındığında, idari personel ile birlikte sektörde çalışan kişi sayısının ise 31 bin 975 kişi olduğu görüldü.

Ayrıca asansörlerde bakım ve servis hizmetleri için Türk Standartları Enstitüsü (TSE) tarafından hizmet yeterlilik belgesi (HYB) verilen firma sayısının 2 bin 442 adet olduğu da açıklandı.

Asansör sektörü, stratejik sektör

Asansör sektörünün yüksek seviyede yerel istihdam sağlayan bir sektör yapış olduğu vurgulanan raporda, sektörün yürütülen bütün faaliyetleri, günümüzün en önemli sorunu olan istihdam karşısında bölgesel iş sahası sağlayan önemli bir çalışma alanı olarak kabul edildiğinin altı çizildi.

Asansörlerin; buzdolabı, televizyon, otomobil gibi sanayi ürünlerinden farklı olarak, kullanılacağı yerde ve genellikle o bölgede veya yörede yaşayan insanlar tarafından monte edilen, periyodik bakımı ve periyodik kontrolleri yapılması zorunlu olan ürünler olduğuna vurgu yapılan raporda, “çok katlı binalar, konut sorunun çözümünde önemli bir çıkış yoludur ve bu yolla çözüme ulaşmak, asansörlerin ve sektörün başarısına bağlıdır. Asansör sektörü, bu nedenlerle stratejik sektör olarak kabul edilebilir.” denildi.

Sektör içerisinde üretim faaliyetleri dışında bakım ve onarım işlerinin de büyük bir istihdam potansiyeli oluşturduğu belirtilen raporda, asansörlerin emniyetli çalışması için şart olan ve bu nedenle yasal zorunluluk olarak ilgili mevzuatta belirtilmiş olan periyodik bakım ve yılda bir yapılması zorunlu olan periyodik kontroller neticesinde çok sayıda kişiye iş imkânı sağlanmakta olduğu açıklandı.

Sektörün üretim değeri ve cirosu

Bakanlık tarafından açıklanan raporda, 2018 yılı ihracat ve ithalat rakamlarına bakıldığında; 2018 yılı için dış ticaret hacmi toplamda 312 milyon ($) seviyesinde gerçekleşmiş, Türk asansör sektörünün faaliyet alanı dikkate alındığında ise üretilen binaya göre yıllık montaj sayısı, belgelendirme hizmetleri, periyodik kontrol hizmetleri, aksam üretimi, bakım ve servis hizmetleri genelinde yaklaşık 1-1,5 Milyar ($) seviyelerinde bir ciroya sahip olduğu düşünülüyor.

Katma değer ve Ar-Ge faaliyeti

Türk asansör sektörünün montaj, bakım ve servis hizmetleri açısından yaygın bir sektör yapısıyla bölgesel istihdama önemli katkı sunduğu, yıllık kontrollerde etkin olan A tipi muayene kuruluşlarının kendi bünyelerinde sağladıkları istihdam ile de önemli ölçüde katma değer sağladığı açıklandı.

Sektörün en önemli ve en temel sorununun Ar-Ge alt yapısının güçlendirilmesine yönelik çalışmaların azlığı veya tamamen yetersizliği olarak belirtilirken, sektörün genel yapısı incelendiğinde, asansör firmalarınca hazır proje uygulamaları ile üretimin içerisinde yer aldığı görülüyor.

Sektörün 2014-2023 Projeksiyonu

Asansör Sektörü 2019 Raporunda Türk asansör sektörünün önümüzdeki yıllarda kentsel dönüşüm projeleri ile birlikte atılıma geçeceği, bu kapsam da markalaşma çalışmaları ile paralel bir şekilde kalite ve güvenlik esaslarını ön planda tutarak yeni tasarımlar geliştirilmesi gerektiğine vurgu yapıldı. Ayrıca sürekli bölünerek çoğalan bir sektör yapısı ile karşı karşıya kalındığı, bu yüzden bu durumun avantaja dönüştürülmesinin de ne kadar zor olabileceği hususunun atlanmaması gerektiğinin altı çizildi. “Türk asansör sektörü içerisinde yer alan unsurların bir araya gelerek işbirliği ve güç birliği oluşturması artık kaçınılmaz bir durumdur.” denildi.

Raporda yer alan açıklamanın tamamı:

Önümüzdeki dönem itibarıyla, Toplu Konut İdaresi Başkanlığının (TOKİ), belediyelerle işbirliği halinde Kentsel Yenileme ve Gecekondu Dönüşüm Projelerine, alt gelir grubuna ve yoksullara yönelik sosyal konut projelerine, İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Diyarbakır gibi büyükşehirlerimizde kentsel dönüşüm projelerine ve orta ölçekli il ve ilçelerimizde örnek yerleşim birimlerini oluşturma projelerine ağırlık vereceği ve inşaat sektörünün bu noktada atılım içerisinde olacağı düşünüldüğünde, binalarla bütünleşik sistemler olarak monte edilmesi gereksinimi olan asansörler konusunda, Türk asansör sektörünün atılıma geçeceği öngörülmektedir.

Türk asansör sektörü ve sektörün teknolojik yapısının geliştirilebilmesi için, TOKİ tarafından önümüzdeki dönem içerisinde yürütülecek projelerin çok önemli fırsatları sunacağı gerçeğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle, gerek kamusal gerekse sektörel alanda sürecin iyi yönetilmesi gerekmektedir.

Türk asansör sektörünün hem asansör hem de aksam imalatında, markalaşma ile paralellik oluşturacak şekilde kalite ve güvenlik esaslarını ön planda tutacak yeni tasarımlar geliştirmesi, sektörün gerek iç piyasada gerekse dış piyasadaki pazar payının büyümesine olumlu katkıları olacaktır.

Ancak sanayi sicil sistemine giren 2.778 adet asansör montaj ve asansör aksam imalat firması sayısına bakıldığında, sürekli olarak bölünerek çoğalan bir sektör yapısı ile karşı karşıya kalındığı gerçeği altında bu durumun avantaja dönüştürülmesinin ne kadar zor olabileceği hususunun atlanmaması gerekmektedir. Türk asansör sektörü içerisinde yer alan unsurların bir araya gelerek işbirliği güç birliği oluşturması artık kaçınılmaz bir durumdur.

KOBİ ölçeğinde bulunan asansör monte edenlerin ve aksam imalatçılarının işbirliği-güç birliği anlayışıyla bir araya gelerek; ortak tedarik, ortak tasarım, ortak pazarlama, ortak laboratuvar, ortak imalat, ortak hizmet sunumu ve benzeri konular ile Orta-Yüksek ve İleri teknoloji alanlarında hazırlayacakları ortak imalata yönelik çalışmalarda bulunulması büyük önem arz etmektedir.

Bu fırsat dâhilinde işbirliği-güç birliği projesi ile bir araya gelen ortak tedarik, ortak tasarım, ortak pazarlama, ortak laboratuvar, ortak imalat, ortak hizmet sunumu ve benzeri konular ile Orta-Yüksek ve Yüksek Teknoloji alanlarında hazırlanan ortak imalat çalışmalarını yürüten sektör temsilcilerinin sektör adına önemli bir misyonu yerine getirdiği ve getirmeye devam edeceği gerçeğini ortaya çıkarmış bulunmaktadır. Türk asansör sektörü bileşenleri bu yapıyı yani GETA’yı örnek almalı veya bu yapı içerisinde yer almaya çalışmalıdır. Özetle sektörün tek çıkış kapısının bu şekilde birleşmek olacağı gerçeğinin tüm samimiyetiyle görülmesi ve eyleme dönüştürülmesi olacaktır.

Asansör Sektörünün Son Altı Aylık Değerlendirmesi

İstanbul ve İzmir Fuarları sektör açısında büyük değer taşıyor

Sektörün son 6 aylık değerlendirilmesinin de yapıldığı Asansör Sektörü 2019 raporunda İstanbul ve İzmir’de gerçekleştirilen uluslararası fuarların sağladığı katkılar ve Türk firmalarının yeni tasarımları dış ticarete de olumlu yönde yansıdığı belirtildi.

Ancak İstanbul’da eşzamanlı olarak gerçekleştiren iki farklı fuar organizasyonunun asansör sektörünün bölünmüşlüğünün göstergesi olarak da ortaya çıktığının altı çizildi. Sektör temsilcilerinin bu konuyu tüm samimiyetleri ile değerlendirmesi ve söz konusu bölünmüşlük görüntüsünden bir an önce uzaklaşılmasının önemli olduğu da raporda belirtildi.

Ayrıca raporda Ülkemizin Arap Yarımadasındaki ülkelere yönelik girişimleri neticesinde bu ülkelerin yeniden yapılandırılmasında Türk asansör sektörünün bu gelişmelerden önemli bir pay alacağı öngörülüyor.

Kentsel Dönüşüm Yasası ile inşaat sektörüne paralel olarak iç piyasada da asansör sektöründe ciddi gelişmelerin yaşanacağı düşünülüyor.

Sektörün üretim endeksi değerlendirmesi

Türkiye’de yaklaşık olarak 600 bin âdetin üzerinde asansör tesis edilerek hizmete açıldığı, bugün itibarıyla eski ve yeni olarak tanımlanan bu asansörlerin büyük bir bölümünün halen kullanıldığı açıklanan raporda, yeni asansör montajının 2008 yılına kadar artış gösterdiği, küresel krizin etkisiyle 2009 yılında düşüş eğilimi içerisine girip, 2013, 2014, 2015, 2016, 2017 ve 2018 yılları itibarıyla yeniden yükselişe geçtiği açıklandı.

Kentsel dönüşümün uygulamaya alınması ve bakanlığın 2015 yılı içerisinde zorunlu uygulamaya alınan “Mevcut Asansörlerin Güvenlik Seviyesinin Artırılması” konusundaki çalışma neticesinde özellikle aksam üretiminde önemli gelişmeler yaşanması da öngörülüyor. Bu kapsamda “Mevcut Asansörlerin Güvenlik Seviyesinin Artırılması” projesi boyunca dışa bağımlı kalmadan, ithalat yapmadan kendi kendine yeten bir sektör programının doğru bir şekilde yönetimi esas alınıyor.

Asansör aksam ve parçalarında yerli montaj firmaları ithal ürünleri tercih ediyor

2018 yılı toplam ithalat ve ihracat verilerine bakıldığında asansör sektörünün yaklaşık olarak 165 milyon $ ihracat değerine karşılık 146 milyon $ ithalat değerini ortaya koyduğu, bu doğrultuda dış ticaret hacminin yaklaşık olarak 312 milyon $ seviyesinde gerçekleştiği belirtildi.

Bu rakamlara göre bir değerlendirme yapıldığında sektörün yaklaşık olarak 18 milyon $’lık dış ticaret fazlası vermiş olduğu, asansör aksam ve parçalarında yerli üretim kapasitemiz veya arzımız bulunmasına rağmen, yerli montaj firmalarının ithalat tercihinde bulunduğuna da dikkat çekildi.