Asansör Periyodik Kontrollerinin Önemi

Yayın TarihiEylül-Ekim, 2018 Mustafa GörmüşTASİAD TASİAD Üyesi-Teknik Yönetici Yazdır

80’li yıllar ve hatta daha önceki yıllara baktığımızda asansörlerin her dönemde mutlaka bir mevzuat ile kontrol altında tutulmakta olduğunu görebilmekteyiz. Geçmişte uygulanan ve günümüzde de farklı şekillerde değişikliklere uğrayarak uygulanmaya devam eden bu mevzuatların içeriğinde iki önemli konu mutlaka vardı ve var olmaya devam etmekte. Nedir bu iki konu derseniz, bir tanesi asansörlerin bina sahibine teslim edilmeden önce gerçekleştirilen ve asansörü monte edenin sorumluluğunda olan son kontrol kavramı, diğeri ise asansörün teslim edilmesinden sonraki yıllarda uygulanmaya başlayan ve bina yetkililerinin (yönetici ve/veya kat malikleri) sorumluluğunda olan periyodik kontrol kavramı. Bu iki kavram asansörlerin teknik olarak düzenlenerek bir mevzuat çatısı altına alınması ile birlikte her daim var olmuştur.

Yıllık periyodik kontrollerin gerçekleştirilmesi görevi 2008 yılında yayınlanan Asansör İşletme Bakım ve Periyodik Kontrol Yönetmeliği yayınlanana kadar ilgili idarelerin (belediyeler) sorumluluğundaydı. Bu tarihten önce kanunla düzenlenmiş olan periyodik kontrol faaliyeti belediyelerin artan asansör sayısına bağlı olarak yeterli teknik personel barındıramamasından dolayı kâğıt üstünde kalmaktaydı. Bazı belediyeler bu sorumluluğunu yerine getirmek için TMMOB çatısı altında bulunan odalarla iş birliği yaparak periyodik kontrolleri yerine getirmeye çalışmaktaydı. Ancak resmin bütününe bakıldığında büyük oranda asansörler kontrol altında değildi diyebiliriz. 2008 yılında yayınlanan yönetmelik ile birlikte yine koordinasyonu belediyelerde kalmak koşulu ile akredite edilmiş A Tipi Muayene kuruluşlarına devredilmiş oldu.

Asansör sektörüne yeni bir kavram ve yeni bir paydaşın katılması ile birlikte sektörde kavram kargaşaları da ortaya çıkmaya başladı. 2012 yılında zorunlu uygulanmaya başlayan asansörlerin A Tipi muayene kuruluşları tarafından periyodik kontrole tabii tutulması sonrasında bazı belediyeler tarafından asansörlerin ruhsatlandırma işlemleri öncesinde de kontrollerinin A Tipi muayene kuruluşlarına yaptırılmaya başlandı. Bu durum o dönemde uygulanmakta olan yönetmeliklere özellikle de 95/16/AT Asansör Yönetmeliğine aykırı bir durum ortaya çıkarmaktaydı. Hem yönetmeliklere aykırılık durumu hem de her belediyede farklı uygulamaların gerçekleştirilmesi durumu karşısında Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yetkilileri gerek mevzuata aykırılıkları düzenlemek, gerekse tüm belediyelerde uygulama birlikteliği sağlamak amacı ile yönetmeliklerde düzenleme yapma kararı aldı. 2015 yılı itibari ile ruhsat kavramı mevzuattan çıkarılarak tescil kavramı ilave edildi. Tescil kavramı ile birlikte de belediyelerin fenni mesuliyetini ortadan kaldırıp A Tipi Muayene Kuruluşlarına devrederek tescil öncesi periyodik kontrolleri mevzuat çatısı altına almış oldu. Yönetmelikte gerçekleştirilen bu değişiklik ile birlikte sektör kendi içerisinde döneme uymak diye tabir edebileceğimiz şekilde kendi değişikliklerini yapmaya başladı. Bu değişikliklerden en kritiği ve sakıncalısı “Son Kontrol” kavramının sektör tarafından neredeyse ortadan kaldırılmış olması idi. Monte eden firmaların büyük çoğunluğu, nasıl olsa A tipi muayene kuruluşları kontrolleri gerçekleştiriyor, biz de son kontrol yapmasak olur şeklinde davranmaya başladılar. Bu durum 2014/33/AB Asansör Yönetmeliği (eski 95/16/AT) açısından ciddi bir uygunsuzluk meydana getirmekteydi. Bu uygunsuz durumun ortaya çıkmasının asıl ve en büyük sebebi kavramların birbirine karışması idi. Öncelikle iki önemli kavram olan “Son Kontrol” ve “Periyodik Kontrol” kavramlarını çok iyi anlamak gerekmekte. Son kontrol; bir ürünün piyasaya arz edilmeden önce üreticisi tarafından gerçekleştirilen ve zorlayıcı performans testleri içeren bir kontrol türüdür. Asansör son kontrollerinde ilgili standartlar gereğince (EN 81 serisi) mutlaka tam yükte ve 1,25 katı yükte testler gerçekleştirilmeli ve bu testler beyan hızında gerçekleştirilmelidir. Son kontrolde gerçekleştirilen muayene ve deneylerin asıl amacı tasarımı ve üretimi tamamlanan asansörlerin doğru bir şekilde tasarlanıp, doğru bir şekilde üretilerek yine doğru bir şekilde yerine monte edildiğini kontrol etmektir. Periyodik kontrol ise, piyasaya arzı tamamlanan ürünlerin yani monte eden tarafından daha önce tasarıma uygunluğunun kontrolü amacı ile son kontrole tabii tutulduğu varsayılan asansörlerin çalışma doğruluğunu kontrol etmek amacı ile gerçekleştirilen kontrollerdir. Periyodik kontrollerde çalışan sistemin zarar görmesini önlemek için daha hafif testler uygulanır, özellikle zorlayıcı testler olarak ele aldığımız fren testleri beyan hızından daha düşük hızda ve yük olmaksızın gerçekleştirilmelidir.

Yukarıda detaylı olarak ele aldığımız son kontrol ve periyodik kontrol kavramlarının açılımlarını ele aldığımızda sektörümüzde bu iki kavramın birbirine karıştırılmasından dolayı ne kadar büyük bir hata ile karşı karşıya kaldığımızı görebilmekteyiz. Mevzuatta tescil öncesi periyodik kontrol olarak sektörün karşısına çıkan durumu, sektör son kontrol olarak ele almış ve son kontrol işlemlerini neredeyse tamamen asansör montajının bir parçası olmaktan çıkarmıştır. Ortaya çıkan bu durumun neticesinde ise gerçek anlamda test edilmemiş olan asansörlerin halkın kullanımına açılması durumu ile karşı karşıya kaldık. Sektörün en önemli paydaşı olan TASİAD olarak bu durumun etkilerini görmekte ve uzun zamandır müdahale etmek için çabalar sarf etmekteydik. Çünkü bu durum yerli sanayinin piyasaya güvenli ürün piyasaya arz etmediği şeklinde yorumlanmakta, üyelerimizin piyasaya arz ettiği ürünlere karşı güvensizlik şüphesi duyulmaktaydı.

Son olarak 4 Mayıs 2018 tarihinde Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayınlanan Asansör Periyodik Kontrol Yönetmeliği ile birlikte tescil öncesi periyodik kontrollerde deneylerin son kontrolde olduğu gibi standartlarda belirtilen yüklerde ve hızlarda gerçekleştirilmesi zorunlu hale getirilmiş oldu. Bu zorunluluk karşısında sektörden ciddi anlamda bir karşı duruş, itiraz ve isyan sesleri çıkmaya başladı. TASİAD olarak bu durumu irdelediğimizde bu mevzuat değişikliğinin neden yapılmış olabileceğini ciddi anlamda ele aldık ve yukarıda anlatmış olduğumuz mevzuat gelişimini net olarak gördük. Teknik olarak baktığımızda Periyodik Kontrol kavramının içeriğinde son kontrolde gerçekleştirilmesi gereken muayene ve deneylerin bulunması karşı çıktığımız bir durum, ancak piyasa koşullarını ele aldığımızda ve sektörün büyük resmine baktığımızda tescil öncesi periyodik kontrollerde bu testlerin gerçekleştirilmesine karşı çıkmamak gerektiği kararı ağır basmakta. Bu durumda sektörün gelişimi ve kalitesinin arttırılması açısından tescil öncesi periyodik kontroller sırasında testlerin yükle gerçekleştirilmesini desteklemekteyiz. Tabi bu durumun geçici olması gerektiğini de göz önünde bulundurarak desteklediğimizi de belirtmek gerekir. Sonuç olarak mevzuatta bahsedilen periyodik kontrol işlemlerinin planlaması ciddi sıkıntılara yol açabilmekte, aynı firmanın aynı anda farklı adreslerde çok sayıda periyodik kontrol işlemi çıkabilmekte, bu durumda üyelerimizin bu kontrollerin tümüne yetişebilme durumu zora girmektedir. Tüm bunları değerlendirdiğimizde sektörün son kontrol kavramını yeniden hayata geçirmesini sağlayacak bir süre, tescil öncesi periyodik kontrollerin yüklerle gerçekleştirmesi gerektiğini, kavramın sektörde tam olarak uygulandığı kanaatine varıldığında ise eskiden olduğu gibi periyodik kontrollerin periyodik kontrol şekilde yapılması gerektiğini düşünmekteyiz. Ancak periyodik kontrol faaliyetlerini gerçekleştiren periyodik kontrol elemanlarının da bu testleri gerçekleştirme konusunda yetkinliğinin de ciddi olarak masaya yatırılması gerektiği de önemli bir unsurdur. Bu noktada kritik olan, sadece ilgili testleri gerçekleştirmekten ziyade gerçekleştirilen testler öncesinde gerekli güvenlik önlemlerini alabilecek ve test sonrasında ise test sonuçlarını doğru olarak değerlendirebilecek yetkinlikte muayene elemanlarının bu işlemleri gerçekleştirmesidir. Aksi halde test öncesi gerekli önlemler alınmamışsa, testler esnasında asansörler de muayene sahasındaki kişiler de zarar görebilir. Diğer yandan test sonuçlarının doğru olarak yorumlanmaması durumunda ise gerçekleştirilen testlerin anlamı kalmaz ve sadece test yapmış olmak için testler gerçekleştirilmiş olur.

Sonuç olarak; Asansör periyodik kontrol ve/veya asansör son kontrol faaliyetleri, asansör icat edildiğinden bu yana var olan kavramlardır. Dolayısıyla asansör kavramını iş hayatımızın bir parçası haline getirebildiysek ve bu alanda faaliyetimizi sürdürmeye devam edeceksek, son kontrol ve periyodik kontrol faaliyetlerinin de iş hayatımızın en önemli parçası olduğunu göz ardı edemeyiz.